Bosna Hersek kültürü

Geçtiğimiz hafta, binlerce kilometre yol yaptım. Önce Erzurum, ardından Gaziantep ve sonra da Bosna Hersek…
Düne kadar Bosna Hersek deyince Sırp vahşeti, gözyaşı ve riyakar Avrupa aklıma geliyordu.
Üç yıla yakın süren savaşta yüz binlerce Boşnak, Avrupalıların gözleri önünde vahşice soykırıma uğratılmış ve bütün dünya seyretmişti…
Bosna Hersek’in tümünü gezemesek de önemli kentlerini gezme olanağı buldum. Başkent Saraybosna’dan Mostar’a gidiş her ne kadar uzun ve eziyetli de olsa, sanki cennetten bir parça gibiydi.
Neratva nehrinin kıyısında, yeşillikler içerisinde her an bir kanyon, şelale ya da bir köyle karşılaştığınızda aklınıza gelen ilk soru, kısa süreliğine de olsa gelip buralarda yaşasam mı oluyor…
Doğa henüz bozulmamış, sebze, meyve, hayvanlar da henüz hormonlanmamış. Çirkin olan tek şey geçmişte yaşananlar…

Mostar Köprüsü
Başkente indikten sonra ilk durağımız Neretva nehrinin kıyısında yer alan Mostar oldu.
Hani şu Osmanlı’dan kalan muhteşem köprüsüyle hafızalara kazınan Mostar.
Tam bir Osmanlı kenti. Bizimkiler gibi bozulmamış. Sizi alıp yüzlerce yıl öncesine götürüyor. Nüfusu da 100 bin civarında.
Hatırlanacağı gibi Mostar köprüsü savaş sırasında yıkılmış ve Türk şirketler tarafından yeniden inşa edilmişti.
Köprünün hemen yanı başında bir de müze var.
Ve bu müzede, tarihe saygısızlığın en çarpıcı örneğini görebiliyorsunuz.
Köprü bombalarla nasıl paramparça ediliyor saniye saniye izleyebiliyorsunuz…
Ve sahneleri izlerken onlar Avrupalı, biz barbarız öyle mi diyen o kadar çok Türk ve Müslüman gördüm ki hiç şaşırtıcı gelmedi.
Şehre ismini veren ünlü Mostar Köprüsü Hırvatlar tarafından yıkılmıştı.
O köprü yeniden onarıldı ve şimdi dimdik ayakta. Ama onu yıkanların utancı, hiçbir zaman yüzlerinden silinmeyecek…
Mostar’da Osmanlı devrine ait daha pek çok yapı var…

Farklı kültürler
Saraybosna, Bosna Hersek’in başkenti ve müthiş gizemli bir şehir. Attığınız her adımda sizi farklı bir dünyaya götürüyor.
Şehrin köklü tarihinde pek çok kültürün izlerine rastlamak mümkün.
Aynı cadde üzerinde giderken kendinizi bir anda bir Osmanlı kentinde hissedebiliyorsunuz. Yapılar, çarşı, pazar her şey Osmanlı döneminden kalmış. Birkaç yüz metre sonra, doku bir anda değişiyor ve kendinizi klasik Avrupa kentlerinden birisinde sanıyorsunuz. Avusturya-Macaristan döneminin etkilerini yansıtıyor. Biraz daha gittiğinizde ise Komünist dönemin yapıları başlıyor.
Hiçbiri diğerini yok etmemiş tam aksine birbirine sonsuz saygı göstermiş, diğerini ezmemiş.
Camileri, Ortodoks ve Katolik kiliseleri, sinagogları, aynı fotoğraf karesi içerisine sığdırmanız mümkün…
Peki yüzlerce yıl, birbirine saygı ve hoşgörü çerçevesinde yaşayan bu toplum, son yıllarda nasıl bu hale geldi?
İşte bu iyice sorgulanmadan ne Avrupa’da ne de dünyada barışı kalıcı kılmak mümkün değil…

Blagay Bektaşi Türbesi
Blagay, Mostar’ın içinden de geçen ve Bosna-Hersek’in en büyük nehirlerinden biri olan Neretva’nın önemli kollarından biri olan Buna nehrinin doğduğu yer.
Kayaların içinden gümbür gümbür gelen suyun hemen yanı başında çarpıcı, gizemli ve bir o kadar da muhteşem bir doğa var.
Buraya Sarı Saltuk tekkesi diyen de var.
“Sarı Saltuk, Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın himayesinde derlenen ve ‘Saltukname’ adıyla da bilinen halk efsanesinin kahramanı…
Anadolu’nun ve Rumeli’nin fethi sırasında önemli rol oynayan, efsaneleştirilmiş bir Bektaşi babası…
Güçlü, korkusuz, ama bir o kadar da bağışlayıcı ve hakkaniyetli bir kahraman olan Sarı Saltuk, bu özellikleriyle birçok coğrafyada halkın sevgilisi olmuş. Hatta sadece Müslümanlar için değil Hıristiyanlar için de önemli bir kahraman. Bu yüzden Blagay Tekkesi’ni her dinden yüz binlerce kişi ziyaret ediyor…”
Travnik, Srebrenitsa, Tuzla gibi daha pek çok önemli kenti var.

Barış ülkesi olsun
Bosna ve Hersek iki farklı devletin birleşmiş hali. 4 milyona yakın nüfusu var. Boşnaklar, Hırvatlar, Sırplar ve biraz da Museviler var. Şu sıralar ülkenin geleceğini belirleyecek olan nüfus sayımı yapılıyor ve her türlü oyun oynanıyormuş.
Kin, nefret, öfke küllenmiş gibi gözükse de, kaşınmaya görsün. Tekrar o kanlı günlere dönüş olabilir. İşte bu yüzden, hala herkes çok tedirgin.
Ve iyi ki Türkiye burada var diyenler çoğunlukta…
Özetin özeti: Türkiye, üniversiteleriyle, müteahhit ve işadamlarıyla, Avrupalıların yerle bir ettiği Bosna Hersek’i yeniden hayata döndürmeye çalışıyor. Bir fırsatını bulursanız mutlaka gidin, gezin, görün derim…

Abbas GÜÇLÜ

 

Bir önceki yazımız olan Ekonomik birlikten siyasal birliğe AB başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *