Birkaç tutam komik olay

Geçen yüzyılın henüz daha başında; 1898’de Selanik’te gizlice kurulmuş “İttihat ve Terakki Gizli Cemiyeti”nin 3 lideri, Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa İstanbul’a geçerek, 1908’de 2’nci Meşrutiyet’in kurulmasına gereken önemi gösterdikleri sırada; Büyük Britanya İmparatorluğu’nun Akdeniz donanmasında da 5-6 Amiral vardı.
***
Almanya İmparatoru 2’nci Wilhelm’le birlikte Enver Paşa da 1’inci Dünya Savaşı’na girdikten ve Sarıkamış tepelerinde yazlık giysileriyle konuşlandırdığı 93 bin kişilik gencecik neferleri, o tepelerin değişmez “kış şartları”ndan olan “eksi 20 derece”de dondurarak ölümlerine neden olduktan sonra Çanakkale’de Arıburnu’nda kendine bir “zafer” sağlamaya çalışıyordu.
***
Dünya savaşı tarihinde pek rastlanmadık bir olay olmuştu.
Almanya ile birlikte 1’inci Dünya Savaşı’nda yenilmiş, ama Çanakkale’de galip gelmiştik. İngiliz ve Fransız donanmalarının Karadeniz’den Almanya’nın saldırdığı Çar Rusyası’na destek olmasını engellemiştik.
***
Mustafa Kemal Yarbay, Arıburnu’nda, “Zafer kimin olacak” tartışması sonucu, küsmüş, askerlikten istifa etmişti. İstanbul Hükümeti de 1’inci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Ankara’da bir Cumhuriyet kurmaya kalkmıştı.
***
Tam o sıralarda Büyük Britanya İmparatorluğu’nun, Akdeniz’deki Amiralleri’nden biri, İstanbul kent merkezini gözden geçirmek için, Çanakkale’yle Marmara’yı rahat rahat geçmiş ve kenti selamlamak için attığı kuru sıkı top ateşleriyle Sarayburnu dibine demirlemişti.
***
Osmanlı donanmasının 30 yıldır Haliç’te yatan donanmasındaki Amiral gemilerinden Reşadiye de, Haliç’ten çıkmış ve İngiliz Amiral gemisini selamlamak için kıçından topu ateşleyince de, 33 mürettebatıyla birlikte kıçından batmaya başlamıştı.
***
Gemiyi misafir İngiliz gemisi 6 saatte kurtarabilmişti batmaktan. 4 Türk bahriyelisi de o sırada boğularak ölmüştü.
***
Bu olayın belgeseli yapılabilse, “Dünya’daki komik olaylar” listesinin başında yer alırdı.
***
Her Türk’ün “asker” olarak doğduğu da komikti. Hukukçular, balıkçılar, müezzinler, imamlar, gerçekçi işlevine ihanet mi ediyordu?
Ancak böyle bir iç sorgulama, Kışla’yı küçük düşürdüğü iddiasıyla, askeri bir mahkemede dava konusu olabilirdi.
***
Bizde “Resmi unvan” meslekten önemliydi. Marangozluk bir meslekti. Albaylık bir görevdi. Meslekler ürettikleriyle geçinirlerdi, görevliler maaşlarıyla ve meslekler sürekli küçümsenir, kolluklar da sürekli yükseltilirdi.
***
İtalyan şairlerden, Francesco Petrarca’dan bir şiirle bitirelim yazıyı; çeviri Selahattin Eyüboğlu…
Şiir
Rüzgâr kanatlı bir yeni melek
İndi yeşil kıyımıza göklerden
Ben yürüyerek gidiyorum bahtımın peşi sıra
Görünce beni ortada garip, bir tek
Bir ağ girdi melek beyaz ipekten
Yoluma yeşildeyen çayırlara.
Tutuldum, ama canım yandı desem yalan
O ne tatlı ışıktı gözlerinde parlayan…

ÇETİN ALTAN

Bir önceki yazımız olan İstanbul'un trafiğine ne oldu? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *