Besteciler kimseden fikir almaz mı?

Nalan’ın yeni albümünde Fatih Erkoç şarkısı… Hakan Eren’in seçtiği ‘keşfedilecek plaklar’… Kürşat Başar iyi, vokaller sorunlu… Harun Kolçak’tan müzik için müzik… Öfkesini boşaltmak isteyene Pentagram…

1 Haziran Cuma

Kürtçe müziğin yenilikçi kanadında yer alanlardan Mirady’nin yeni albümü “Marmasi” beni tam on ikiden vurdu. Kürtçe bilen/ bilmeyen herkesin aynı duygulara kapılacağına eminim; bu ses/bu şarkılar ömrü billah dinleneceklerden.

6 Haziran Çarşamba

Tan Tunçağ ve Miray Kurtuluş’tan oluşan Mira’nın albümü “Ayda Kahvaltı” deneysel olmasına deneysel bir sound’a sahip ama son günlerin sıkıcılığından, hatta bunaltıcılığından mıdır nedir, bana ilaç gibi geldi. O içine biraz zor dahil olunan seslerin, o çok uzaklardan (belki Ay, belki başka yerden) duyulanların hepsi, bir bütün olarak insanı avlıyor. Avlıyor çünkü grubun belki yüklediği, belki de yüklemediği anlamlar tek tek sarihleşmeye/birikmeye başlıyor bilinç seviyesinde. Bu zamanlarda böyle bir albüm bulmak çok zor; bulmuşken epey bir süre ona yaslanmaya/ onunla vakit geçirmeye karar verdim.

8 Haziran Cuma

Farklı dillerde seslendirdiği Zülfü Livaneli şarkılarından sonra, “Benden Kadın Ağzı Anadolu Türküleri” albümünü yaptı Züleyha. Hem şarkı söylemek hem de şarkılarına kulak verenleri sarsmak hatta silkelemek gibi (haklı) bir derdi var Züleyha’nın. İlkinde dil/din/milliyet ekseninde yapmıştı bunu, bu sefer cinsiyet ayrımcılığı ekseninde. Dinlerken bir kere daha şuna inandım: Kadınlar olmasa, henüz genç bir canlı türü kabul edilen ‘insan’, bu kadar dahi ayakta kalamazmış.

11 Haziran Pazartesi

Son albümünde Türk müziği şarkıları söylemişti Nalan; beklediğini bulamamış olmalı ki, yeniden eski topraklarına döndü “Aşk” albümüyle. O da, şarkılar da hiç fena değil, bildiğimiz Nalan işte; çokça oryantal nağme, bir parça dizginlenmeye çalışılmış arabesk gırtlak, bir kısmı çok ağlatacak, bir kısmı çok hoplatacak şarkılar, filan. Bir Fatih Erkoç şarkısı da var, “Anlat Bakalım”; şarkı, Gönül Yazar’ın (ve yakın zamanlarda Göksel’in) seslendirdiği “Mektubumu Buldun mu” ile paralel yürüyor. Nasıl olabiliyor bu? Haydi besteciler çok dalgın/kafaları karışık diyelim; peki, yaptıklarını hiç kimse ye dinletip fikir de mi almazlar?

12 Haziran Salı

Mansur Ark’ın son single’ında üç şarkı var ve üçü de çok güzel. ‘90’ların, kendine has bir ritm/sound yaratabilen az sayıda isminden biri olan Ark, tıpkı o ilk günlerindeki, o “Maalesef”, “Sana Demedim mi” zamanlarındaki gibi; zıpkın gibiÖ Her zaman Mansur Ark’a takık oldum. Arada yaptığı “Gazla Gitsin”i de, “Sen de Bizdensin”i de çok sevdim. İnsanı içine çabucak alan tuhaf bir enerjisi var yaptıklarının, içine çekiveriyor. Öyle ritmik, öyle heyecan verici ki, kendiliğinden oluveriyor. “Bu Defa” da öyle. Hem single’a adını veren şarkı, hem “Senin Kokun Ayrı” ve “Çok Denedim” eksiksiz şarkılar. Mansur Ark sound’unun sözlerle mükemmel uyumu beni her zaman şaşırtmıştır; bir sürü şey sayıp dökmesine rağmen, tek kelimesi fazla görünmez insana, bu sefer de böyle.

13 Haziran Çarşamba

Doğtaş firmasının 40. yılı için A Graphic Design tarafından hazırlanan “Senfoni Orkestrası ile Türkülerimiz” albümündeki türküleri, Cem Öget yönetimindeki senfonik orkestra icra etmiş, Seçil Akın seslendirmiş. Bir kere daha gördüm ki, layıkıyla yaklaşmak şartıyla, türküler her türden denemeye/çabaya iyilik ve güzellikle karşılık veriyor. Orkestra öyle iyi ki, düzenlemeler öyle muhteşem ki ve hafifçe Banu Kırbağ’ı andıran sesiyle Seçil Akın öyle güzel seslendirmiş ki; bir ‘kutlama’ albümü, türkü alanındaki gelmiş geçmiş en radikal denemelerden biri olmuş. Tür/biçim olarak deneysel; yoksa her bir türkü gerçek birer anne kucağı.

14 Haziran Perşembe

Hakan Aysev’in ses gücü belli; tabiatın cömert davrandıklarındandır. Hep de ilginç işler yapmaya gayret etmiş ve fena sonuçlar da elde etmemiştir. Ama son albümü “Yıldırım Gürses Şarkılarıyla” beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Güzel bir fikir/proje, gündelik ve basit olana kurban edilmiş. Çok güzel ve sıklıkla taklit edilmiş Yıldırım Gürses şarkıları, Hakan Aysev gibi bir devin sesiyle emsalsiz bir noktaya evrilebilirdi ama olmamış. Gele gele, piyanist şantörlerin yanına gelmişler. Yazık günah.

15 Haziran Cuma

Uzun bir süredir Londra’da yaşayan ve müzik çalışmalarına orada (Djanan Turan adıyla) devam eden Canan Turan’ın, “Artigo” adlı bir albümü yayınlanmıştı geçen yıl. Yeni şarkı formlarının/yapılarının peşinde koşan pek kalmamış olmasına rağmen, bunu yapmaktaydı sanatçı. Şarkıları bir yandan deneyseldi, bir yandan da fena halde hakiki. “Kader Oyunu” adlı yeni single da yakın bir zamanda mp3 formatında (başta Amazon.com’larda olmak üzere) satılmaya başlandı. Canan Turan aynı idealin peşinde; laf ola değil, gerçekten ‘yepyeni’ bir şarkı formunun peşinde.

19 Haziran Salı

Ossi Müzik “Keşfedilecek Plaklar” serisinin üçüncüsünü yayınladı. Çok güzel olmalarına karşı, türlü nedenlerle kenarda/ köşede kalmış şarkılardan oluşan bu seri, ancak Hakan Eren gibi ‘bir bilen’in seçebileceği şarkılarla dolu. Serinin yeni ayağında, “Sıcak Sımsıcaksın” (Semiha Yankı) ve “Dert Şarkısı” (Esin Afşar) gibi klasik katına yerleştirilmesi gerekenler başta olmak üzere, büyük kısmı eşsiz ve keşfedilmesi için acele edilmesi gereken şarkılar mevcut.

20 Haziran Çarşamba

Kürşat Başar’ın (tıpkı Sedat Ergin gibi) müzik merakı meşhurdur. Hem tutkundur müziğe hem de saksofona. Nihayetinde, baş rolünde kendisinin olduğu bir albüm de yaptı: “Keşke Burada Olsaydın”. Türlü çeşitli vokalistlere rağmen, derli toplu bir caz albümü çıkmış ortaya. Derliliğin/topluluğun en başta gelen sebebi de Kürşat Başar’ın kendisi; saksofon yol göstermekte bütün şarkılara… Ama işin vokal kısımları biraz problemli. Sesini çok özlediğimiz Ayşen gibi mükemmel olanlar da var; detone, renksiz, hatta ruhsuz olanlar da. Ajda Pekkan’ın “Üç Kalp”ini tashih ederek (“Karar ver artık kimi daha çok sevdiğini” cümlesindeki “sevdiğinİ”yi “sevdiğinE” yaparak) Yeşim Salkım ise, albümün en büyük defosu.

21 Haziran Perşembe

Harun Kolçak ve az sayıda benzeri yorumcu ve müzisyenin umurunda değil müzik piyasamızın dibe vuruşu; onlar bildikleri gibi söylüyorlar şarkılarını. Kolçak’ın son albümü “Yeniden Doğuyorum”, para/pul/mal/mülk için değil, müzik için müzik. Çoğunlukla kendi şarkılarını söylemiş, hepsini çok sevdim. Ama en çok, Garo Mafyan ile birlikte yazılan ve albüme adını veren şarkıyı sevdim.

22 Haziran Cuma

Memleketin en namlı rock gruplarındandır Pentagram. Oldum olası da bana üç-beş numara sert gelmiştir. Her zaman yaptıklarına saygı duymuşumdur ama öyle bildiğim/sevdiğim usulde (aynı şarkı ya da albümü saatlerce çevirerek) dinleyememişimdir. Ama son albümleri “MMXII”de öyle olmadı; dinlemeye başladım, bitti, tekrar dinledim, bitti, tekrar, tekrar, tekrar dinledim. “Bir tuhaflık var bu işte” dedim, biraz üstünde düşündüm ve şunda karar kıldım. Hayır, onlarda yumuşama yok, aynı sertlikteler. Ama ben (içinden geçmekte olduğumuz genel durumlar nedeniyle) daha öfkeliyim ve içimi boşaltacak kanallara daha fazla ihtiyaç duymaktayım. Pentagram da işte, bu albümüyle, böyle bir kanal vazifesi gördü benim için. Koydu mu oturtuyor ve içimdeki öfkeyi kusmak için tam da böyle bir şey istiyor/arıyormuşum.

Naim Dilmener  – 2012 Milliyet Sanat

Bir önceki yazımız olan Pamela Spence nerelerde, ne iş yapıyor? başlıklı makalemizde Pamela, Pamela Spence ve röportaj hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *