Benim Hala Umudum Var dizisinin tüm bilgileri

Yaz döneminin iddialı yapımları arasında yer alan ‘Benim Hâlâ Umudum Var’ dizisi ilk bölümden itibaren reytinglerde zirveyi kimseye bırakmıyor. Yapımcılığını Gold Film’in üstlendiği diziyi Deniz Akçay ve Onur Uğraş ikilisi kaleme alıyor. Yönetmen koltuğunda ise son yıllarda ‘Kötü Yol’ ve ‘Kayıp Şehir’ gibi başarılı dizilere imza atan Nisan Akman oturuyor.

Başrollerini Gizem Karaca, Şükrü Özyıldız ve Berk Oktay’ın paylaştığı dizide Nergis Çorakçı, Ali Erkazan, Burak Altay, Belgin Erdoğan ve Laçin Ceylan gibi oyuncular yer alıyor. Dizide İstanbul’un gösterişsiz semtlerinden birinde, annesi, üvey babası ve üvey babasının çocuklarıyla birlikte yaşayan, 23 yaşındaki Umut ‘un hikâyesi konu ediliyor. Umut’un hayatı, aşık olduğu Ozan’ın kendisine yalan söylemesinden sonra değişiyor. ‘Benim Hâlâ Umudum Var’ her pazartesi saat 20.00’de Star TV izleyicisiyle buluşuyor.

Şükrü Özyıldız:
‘SETTE BİRAZ HİPERAKTİFİM’

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Tiyatroya ilgim ortaokul ve lise yıllarında başladı. Sinemadan daha çok tiyatroya gitmeyi seviyordum. Orada kanlı-canlı insanların hiç durmadan bir şeyler yaşamaları çok ilgimi çekiyordu. Çok etkileniyordum. Sahnede birini ya da bir kavramı temsil etmek çok gurur verici… Şanslıyım ki o dönemde gittiğim oyunlar, son derece başarılı ve beni sevdirmelerine neden oldu. Arkadaşlarımın oyunlarına gittiğim zaman onları sahnede görünce bende çok imrendim.

‘Benim Hala Umudum Var’ dizisinden nasıl teklif aldınız?

Gold Film’den Ahsen Hanım beni ‘Uçurum’ dizisinde görmüş ve çok beğenmiş. Tanıştık ve benimle çalışmak istediğini söyledi. Aradan zaman geçti ve ‘Benim Hâlâ Umudum Var’ın çalışmalarına başladılar. İlk olarak audition verdim. Daha sonra bir defa daha audition verdim. Nisan Hoca (Nisan Akman) beni çok beğendiğini söyledi ve destek oldu. İlk başrolüm olduğu için ben dahil herkes biraz korkuyordu. Ancak Nisan Hoca, “Ben sana kefilim” dedi. Bende biraz da yönetmenimiz Nisan hoca sayesinde bu işe dahil oldum.

Gelen teklifi kabul etmenizdeki en büyük etken neydi?

Dizi yapmak zorundasınız. Dizi biraz sektöre karşı “Ben buradayım” dediğiniz bir alan. Yapımcılara, seyircilere her hafta yeni bir şeyler veriyorsunuz ki, bu bence çok önemli. Ben sadece tiyatro ve sinema yapmak istiyorum ancak önce kendimi tanıtmam gerekiyor. Bu da en kolay dizilerde oynamakla oluyor. O açıdan iyi yapım şirketi, iyi kanal ve doğru rol gibi parametreler çok önemli. Bu projede hepsi bir araya geldi ve ben de gönül rahatlığıyla kabul ettim.

‘Ozan’ karakterinden bahseder misiniz?

İçi, güzel bir çocuk. Zengin bir ailesi var. Hikâyemizde bu maddi durumun önemi var ancak benim karakter yorumumda hiç yok. Babası idolü ve onu iyi yetiştirmiş. Babası beylik laflarını işlemiş Ozan’a…. Ancak Ozan bu lafları hiçbir zaman tam anlayamamış. Babasının hayat üzerine öğütlerini anlamaya başladığı andan itibaren hep boşluk olarak hissettiği duyguları keşfetmeye başlıyor.

Çekimler dış mekânlarda gerçekleşiyor. Set ortamı nasıl?

Gayet keyifli. Tüm ekibin enerjisi çok güzel tuttu. Benim çekimlerde dikkat ettiğim tek şey ortamın enerjisidir. Çünkü ortamın enerjisi sahneye yansır. Bir kişinin bile enerjisinin düştüğünü hissedersem, ne yapar ne eder yükseltirim. Etkileniyorum çünkü… Sette biraz hiperaktifim. Neyse ki set de bana ayak uydurabildi.

Diziye başlamadan önce sinema ve reklam filmi teklifleri aldığınızı duyduk?

Zaten teklifler alıyordum, ancak içime sinmediği için kabul etmiyordum. ‘Uçurum’ dizisinden sonra da teklifler geldi. Ancak içime sadece ‘Neva’ sinema filmi sindiği için bir tek onu kabul ettim. Uzun zamandan sonra bütünüyle içime sinen bir proje bu… Bugüne kadar önsezilerimde hiç yanılmadım. ‘Neva’ filminin sahnelerini çekince yanılmadığımı gördüm. Yine de bu kadar ivmelenmesi beklediğim bir şey değildi. Mutlu olduğum kadar bu beni korkutuyor da… Performans anksiyetesi gibi bir şey var bende. Ya bir şeyi tam yapacağım yada hiç yapmayacağım. O yüzden çok fazla bölünmek istemiyorum. Yeni sezonda bir tiyatro oyunum var. Oyun atölyesinde Albert Albee’nin meşhur oyunu ‘Kim Korkar Hain Kurttan?’ oyununu sevgili Zerrin Tekindor, Tardu Flordun ve Nilperi Şahinkaya ile birlikte oynayacağız.

İlk bölümlerde sosyal medyada en çok konuşulan isim oldunuz. Bu kadar ilgiyi bekliyor muydunuz?

Çok güzel. Çok teşekkür ederim.

Gizem Karaca’yla uyumunuz çok beğeniliyor. Karşılıklı çalışmak nasıl?

Süper… Hem sahnede hem de gerçek hayatta çok iyi anlaştık. Egosantrik insanları hiç sevmem. Gizem öyle değil. Benim dostum oldu.

Sosyal medyada genç kızlar sizi yakışıklı buluyor. Siz kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?
Tipime takılmıyorum. Takılırsam bu bana zarar verir. Oyunculukta eğer iyi oynuyorsanız, ne kadar çirkin olursanız olun güzelsinizdir.  Dünya sinemasından örneklerini görüyoruz. Aynı şekilde ne kadar kötü oynarsanız, güzelliğiniz o kadar çalışmaz.

‘DÖVÜŞMEYİ SEVİYORUM’

Oyunculuk hayalleriniz neler?
Büyük, hatta çok büyük. Bir yol haritam var. Yurt dışında bazı bağlantılarım var. Zaten her boş anımda oyunculuğumla ilgili çalışmalar yapıyorum. İlk uzun boşluğumda Amerika’ya gidip hem oyunculuğumu geliştirip hem de audition’lara katılmayı düşünüyorum.

Hobileriniz neler?
Dövüşmeyi seviyorum. Yurt dışındayken müsabakalara katılıyordum. Çeşme’ye gidebilsem windsurf yapıcağım. Tabii ki sinemaya ve tiyatroya gitmek. Yeraltı edebiyatını ve progressi müzikleri seviyorum. Küçüklüğümden beri davul perküsyon çalıyorum.

Gizem Karaca:

‘HIRSLANDIM, BU DİZİDE KENDİMİ GÖSTERMEK İSTEDİM’

Çekimler nasıl gidiyor?
Dolu dolu çalışıyoruz, güzel sonuçlar aldıkça daha çok motive oluyoruz. İlk bölümlerde çekimler biraz zor geçti. Birinci bölümü mükemmel bir şekilde ortaya çıkarmaya çalıştık. Şimdi çalışmaya programlı bir şekilde devam ediyoruz.

Önceki dizilerinize göre bu dizideki performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Oyunculuğumu geliştirdiğime dair güzel tepkiler aldım. Bu benim için gurur verici… Amerika’ya gittim, oyunculuk üzerine dersler aldım ve hırslandım. Bu dizide biraz daha kendimi göstermek istedim. ‘Eve Düşen Yıldırım’ biraz amatörce başladığım bir projeydi. Ama o dönem kötü yorumlar almadım. Şimdiki dizimde çok daha iyi olduğumu düşünüyorum.

Dizide canlandırdığınız Umut’la aranız nasıl?

Umut’a sinir olduğum anlar oluyor. Umut çok sakin, sabırlı ve gururlu biri. Ben olsam bir haksızlık yapıldığında konuyu direk dile getiririm. Ama Umut öyle değil, gururundan susuyor. Zaten Umut’un zor bir hayatı var. Çalışıp ailesine bakıyor. Annesi ve kardeşinden başka hiç kimsesi yok. Küçük yaşta bu kadar sorumluluk altına girmiş bir karakteri oynamayı seviyorum.

Sizi en çok etkileyen sahne hangisi oldu?
Umut’un yaralandıktan sonra çocuğu olmayacağının söylendiği sahnede gerçekten ağladım. Çocukları çok seviyorum ve senaryoyu okuduğumda böyle bir şeyin gerçek olabilme ihtimalini düşünmek bile bana acı verdi.

Neden bu diziyi seçtiniz?
Bir çok proje geldi ama Gold Yapım’la çalışmak bir ayrıcalık diye düşünüyorum. Faruk Ağabey’le (Faruk Turgut) konuştuğumda bana çok güven verdi. Birlikte senaryoyu gözden geçirdik, yorumunu yaptık ve bu dizinin güzel bir yere geleceğini önceden gördüm. Karaktere bakınca da kızın zor bir hayatı var. Bu rolü canlandırmak hoşuma gitti.

Amerika’da oyunculuk eğitimi aldınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Amerika’yı özlediğim için gittim ve gitmişken de iyi bir eğitim ve sertifikayla dönmek istedim. Amerika’nın bana kattığı çok şey var. Burada da oyunculuk teknikleri üzerine dersler aldım. Ama Amerika’da kendi kısa filmimizi çektik. Kamera arkasıyla daha iç içe oldum. Sette de ışık ve kamerayla çok ilgiliyimdir. Çünkü bunun oyunculuğun bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Oyunculuktan sonra yönetmenlikte sıra diyebilir miyiz?

Olabilir, düşünüyorum. Ama daha zamanı var.

Amerika’dan Türkiye’deki işler nasıl gözüküyor?

Çok güzel işler de var, az hazırlanmış işler de… Ama Türkiye’de biraz daha görüntüye önem verilmeli diye düşünüyorum. Aslında görüntüye önem verip çok güzel işler ortaya çıkartıyoruz. Ama çok tuhaf bir şekilde bu işler tutmuyor. Bu yüzden şu an herkes ne yapacağını şaşırmış durumda. Bizimki gibi bir hikâyeyle ortaya çıkıp, klişe bir dizide yer almak daha mantıklı.

Yeşilçam klişelerinden doğan bir dizi olması konusunda bir tereddüt yaşadınız mı?

En başından beri bunu konuştuk. Açıkçası birazcık korkumuz vardı. Yine zengin erkek, fakir kız hikâyesi işleniyor. Ama dördüncü bölümümüz yayınlandı ve ilk bölümden bu yana birinciyiz. İnsanların aslında görmek istediği ve merak ettiği hayatlar bunlar. Çünkü Türkiye’de bizim işlediğimiz konu üzerine çok benzer hayatlar var.

Oyunculuk konusunda sınırlarınız var mı?

Senaryoya ve projeye göre değişen bir durum bu. Kör bir şekilde ‘Her şeyi yaparım, her şeye atlarım’ diyemiyorum. Sonuçta bazı sahneler ve roller vardır, hayatımı etkileyebilir. O yüzden ilk proje geldiğinde senaristiyle, yönetmeniyle oturup konuşmayı tercih ediyorum.

‘25’imde evlenirim’

Babanız arabanıza çip taktırmış doğru mu?
Evet öyle bir şey oldu. Bir dönem arabam çipliydi ve babam beni takip ediyordu. Ama büyük bir kaza geçirdim şimdi araba da yok çip de… l Hayatınızda biri var mı? Şu an hayatımda kimse yok. Kendimi tamamen kariyerime adadım. Her şeyimi düzene sokup daha rahat bir döneme girdiğimde ciddi bir ilişkiye atılmak istiyorum. 25-26 yaşımda evlenirim diye düşünüyorum. Çünkü erken yaşta anne olmak istiyorum. Annemle babam çok genç ve ben onlarla arkadaş gibiyim. Çocuk sevdasına böyle bir şeye atılabilirim.

BENİM HALA UMUDUM VAR DİZİSİNİN OYUNCULARI

UMUT  – GİZEM KARACA

OZAN – ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

HAKAN – BERK OKTAY

ZELİHA – NERGİS ÇORAKÇI

ZAFER – ALİ ERKAZAN

MUSA – BURAK ALTAY

HALE – BELGİN ERDOĞAN

ASUDE – LAÇİN CEYLAN

Bir önceki yazımız olan Metin Serezli'den samimi açıklamalar başlıklı makalemizde Kapanmadan Kazan, metin serezli ve murat serezli hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *