Bayram deliliği

14 August 2013 Wednesday, 23:58

Bayram geçti gitti, peki bu arada nereden nereye yol aldınız? Aile saadeti mi yaşadınız? Yoksa Türkbükü ahalisi gibi yerinde duramayanlardan mıydınız? Buyurun bayram deliliklerine

Ne ben cevaplamaktan bıktım, ne insanlar sormaktan yoruldu: “Bodrum nasıl?” “İyi, ellerinizde öper” gibisinden saçmalamak gelse de içimden, herkese rapor verip duruyorum.
Yaz başından bu yana, “Eh işte” dedirten bir neşesi var Bodrum’un. Yeterli miktarda tatilciyle, birkaç ünlü simayla yaz boyunca oyalanıp durdu şehir. Her hafta, “Önümüzdeki cumartesi Türkbükü patlar” dese de ahali, bir türlü o istenen kalabalık gelmedi. “Bayram nasıl geçecek?” filan derken, öyle bir patlama oldu ki; tam delilik hali! Nasıl mı?

1 milyondan fazla insan
Bayram sabahı sessiz, sakin ve huzurlu başladı ama daha öğlen olmadan, Türkbükü’nde insanlar güneşlenecek şezlong bulamadılar. “Nerede olursa güneşleniriz, yeter ki bir havlu verin” diyenler oldu. Ünlüsü de, ünsüzü de bayram boyunca, rahat edebileceği bir yer aradı durdu. 1 milyonu aşkın insan geldi Bodrum’a. Bu kadar yoğunluk sonucu telefonlar kitlendi, internet kesildi, şehrin altyapısı çöktü. Sadece 450 yatak kapasiteli ufacık koya binlerce insan geldi, trafik alt üst oldu. “5 dakikalık yolu 1 saatte gideceksin” deseler inanmazdım ama doğru. Akşam yemeği için Türkbükü’nde insanlar birbiriyle yarıştı resmen. Yaz boyunca adı en çok duyulan restoranlar için koltuk kapmaca yaşandı. Araya girmem için o kadar çok telefon aldım ki; “Yer yok dediler, bir de sen arasan” gibi diyaloglardan fenalık geldi. Hele ki bazı restoranlar 5 dakikalık gecikmeyi bile fırsat bilerek masayı başkalarına verdiler.

Nusret’in fırsatçılığı
Arkadaşlarım Nusret için rezervasyon yaptırmışlar. Hem de oturacakları yeri bile önceden söylemişler. Her şey tamam. Kırk yılın birinde keyif yapacaklar… Nusret’e gittiklerinde rezervasyon yaptırdıkları yerde başkalarının oturduğunu görmüşler. Tamam, bayram yoğunluğudur, anlaşılır. Peki 15 kişi, hangi akla hizmet 10 kişilik masada oturur?

Eğlenmek buysa ben yokum
Gece ayrı bir çıldırmışlık vardı Türkbükü’nde. Gün boyu güneşin altında yatanlar, gece başka bir kimliğe büründü. Ramazan boyunca alkol almayanlar, bayramla birlikte freni patlamış kamyon gibi davranmaya başladılar. Daha gündüz vakti şampanyalar patlatıldı. Gece yarısını görebilenler, bir stant için birbirlerini yedi durdu. Türkbükü’ndeki mekanların kapılarında kuyruklar oluştu. Meraktan gelenler o kadar çoktu ki, sadece “Oradayım” demek için birbirleriyle yarışıp durdular.

Kavgasız gece biter mi hiç
Bu gençleri anlamak gerçekten mümkün değil, ne yapıp edip mutlaka kavga edecek bir şey buluyorlar. Bir anda birbirlerine giriveriyorlar. Hani gece bitmiş, neredeyse sabah olmuş. Önlerini görecek halleri yok! Sakin sakin çorba içerlerken, hop bir bakıyorsunuz, tekme tokat, çatal, tabak havada uçuşuyor. Neden mi? “Bana bakıyorsun, önüne bak” caheleti hiç bitmeyecek bu memlekette!

Eskişehir geceleri
Bayram sonrası soluğu Eskişehir’de aldım. Bir güzel dinledim ki sormayın gitsin. Kafamı dışarı çıkarmak istemedim desem yeri. Sadece bir gece çıktım, çıkmaz olaydım! Adını şehrin telefon kodundan alan “222”ye gittim. Daha önce defalarca gittiğim gece kulübü, başka bir şey olmuş. Daha önce eğlencesine şahit olduğum mekanla hiç ilgisi yok! Gürdal Abacı’nın mekanını hiç bu kadar kötü ve başı boş görmemiştim. Ne çalan müzik, ne servis ne de kitle, her şey kötü ötesiydi. Demek ki Eskişehir’e öğrenciler varken gitmeli, onlar varken şahane, yokken berbat!

Bir önceki yazımız olan İstanbul'daki tarihi çeşmelerin başlıcaları başlıklı makalemizde İstanbul'da görülmesi gereken çeşmeler hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz