Başkanlık sisteminin faydaları zararları nelerdir?

Halk oylamasıyla seçilen ilk cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan başkanlık sistemini tekrar tartışmaya açtı. Şimdi tüm Türkiye bunu tartışıyor: Türkiye parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmeli mi yoksa geçmemeli mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu makama halk oylamasıyla seçilmesi ve anayasal haklarını kullanarak 19 Ocak’taki Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesi başkanlık sistemi tartışmalarını bir kez daha su yüzüne çıkardı. Şimdi her yerde bu konuşuluyor: “Türkiye başkanlık sistemine geçmeli mi yoksa parlamenter sistemde mi kalmalı?”, “Amerikan sistemi mi Türkiye’ye daha uygun yoksa Fransız sistemi mi?”

Başkanlık sistemini savunanlar Türkiye’nin koalisyon hükümetleri nedeniyle birçok kez zarara uğradığı inancında. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dünyanın en iyi 20 ekonomisinden oluşan G20 ülkelerinin 10 tanesinin başkanlıkla yönetildiğinin altını çiziyor. Parlamenter sistemi savunanlar ise başkanlık sisteminin totaliterliğe neden olacağı görüşünde.

Hafta içinde Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a bir röportaj veren TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ise tasarladıkları sistemde başkanın meclisi, meclisin de başkanı görevden alma yetkisi olacağını söyledi.
Bu da tartışmaya yeni bir boyut kattı.

Herkes bu tartışmaya bir yerinden dahil olurken biz de merak ettiklerimizi anayasa hukuku profesörü Ergun Özbudun ve siyaset bilimi profesörü İlter Turan’a sorduk.

İKİ SİSTEMİN ARASINDAKİ en TEMEL FARK
Ergun Ö.: Parlamenter sistemde yasama ve yürütmenin işbirliği söz konusudur. Çünkü hükümet, parlamento içinden çıkar ve parlamento çoğunluğunun güvenine dayanır. Başkanlık sisteminde yürütme yetkisi başkanındır, yasama ise parlamentonundur. İkisi de farklı seçimlerle göreve gelir. Önemli nokta şudur: İkisi de birbirini görevden alamaz.
İlter T.: En büyük fark parlamenter sistemde parlamentonun yürütmeyide belirlemesi ve yürütmenin görevde kalmasının parlamentonun güvenine bağlı olmasıdır. Buna karşılık, başkanlık sisteminde başkan parlamentodan bağımsız olarak ve belirli bir süre için seçilir. Parlamentonun bu sistemde başkanı siyasi gerekçelerle görevden alması mümkün değildir.

GÖREVDEN ALMA YETKİSİ MÜMKÜN MÜ?
Ergun Ö.: AKP’nin Partilerarası Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu metinde zaten başkanın meclisi, meclisin başkanı görevden alma yetkisinin olacağı yazıyordu. Fakat bu başkanlık sistemi olarak bildiğimiz sistemin tamamen zıddıdır. Çünkü sistemin özü, sabit bir süre için seçilen iki organın bu süre içinde birbirlerinin görevine son verememesidir.
İlter T.: Parlamentonun başkanı görevden alma yetkisi olacaksa, bu mevcut başkanlık sistemlerinin dışında bir uygulamaya işaret eder. Böyle bir sistemle ilgili benim bir bilgim yok. Bunun başkanlık sisteminin ruhuyla uyum içerisinde olduğundanda emin olamıyorum. Bir parlamento, siyasi gerekçelerle başkanı görevden alabiliyorsa, o zaman parlamentonun yürütmeyi görevlendirmesini öngören parlamenter sistemin bir mahzuru olmaması gerekir.

HANGİ SİSTEM DAHA İYİ; AMERİKA MI FRANSA MI?
Ergun Ö.: Fransız sisteminin, parlamenter sistemle başkanlık sistemi arasında bir orta yol olduğu düşünülebilir. Bu sistemde halkça seçilmiş ve güçlü anayasal yetkileri olan bir başkan var. Fakat bunun yanında yine halkça seçilen bir meclis ve o meclise karşı sorumluluğu olan bir başbakan ve bakanlar kurulu var. Dolayısıyla Amerikan tipi başkanlık sisteminden
ayrı olarak Fransa’da yürütmenin
kendi içinde bölünmesi söz konusu.
İlter T.: Başkanlık sistemi tartışmalarından edindiğim bir izlenim var: Bizde düşünülen sistem Fransa ya da Amerika’da yürürlükte olan sistemden ayrılan temel bir niteliğe sahip olacak. Genellikle başkanlık sistemini savunanların şikayet ettikleri husus, mevcut sistemin hükümeti kısıtlaması ve onu isteklerini yerine getirmekten alıkoyması. Eğer şikayet konusu bu ise Fransa ve Amerika’dada böyle durumların sıkça yaşandığını söylemek gerek. Belki de ülkemizdeki tartışmanın altında başkanlık ve yarı başkanlık sisteminden ziyade demokratik bir sistemin yürütmeye getirdiği kısıtlamalardan kurtulmaya ilişkin bir tartışma yatmaktadır.

İNGİLTERE’DEKİ SİSTEM HANGİSİ?

Ergun Ö.: Cumhurbaşkanının İngiltere’nin de başkanlık sistemiyle yönetildiği iddiası gerçeklere uymuyor. 1688 İhtilali’nden beri İngiltere’deki kral ve kraliçenin rolü tamamen sembolik yetkidir. Yanlış
bir benzetme.
İlter T.: Acaba Sayın Cumhurbaşkanımız hangi uzmanlardan bu bilgileri ediniyorda kamuoyuna böyle açıklamalar yapıyor? Bilemeyeceğim fakat eğer bu türden akıllar veren uzmanları varsa, Cumhurbaşkanımızın bu isimlerden kurtulması gerektiği konusundaki kanaatim tamdır.

SEÇİM SİSTEMİ DE DEĞİŞMELİ Mİ?

Ergun Ö.: Amerika’da ve parlamenter olmasına rağmen İngiltere’de tek isimli seçim sistemi uygulanır. Bizde genelde dar bölge sistemi olarak biliniyor. Fransa’da da böyle ama onlarda iki turlu bir sistem var. Türkiye’deki sistem ise Avrupa’nın büyük çoğunluğunda olduğu gibi nispi temsil sistemidir. Burhan Kuzu tek isimli seçim çevresi uygulandığı zaman parlamentonun daha özgür olacağını söylüyor. Amerika için bu doğru olabilir. Fakat Amerika çok farklı bir örnek. Türkiye’deki tartışmalarda hareket noktası olmamalı. Amerika’da bizim bildiğimiz anlamda partiler yok. Ne merkezi liderlik ne merkezi ideoloji
ne de parti disiplini var. Türkiye’de söz konusu seçim sistemini kabul etseniz dahi partiler sosyolojik nedenlerle lider partileridir. Dolayısıyla yasama organının ciddi bir denetleme yapması mümkün olmaz.
İlter T.: Başkanlık sistemi haliyle bir çoğunluk sistemini gerektirmektedir. Nispi temsil olmaz. Çünkü bir kişiyi seçeceksiniz. Her sistemde kullanılmamakla birlikte çoğunluğun desteklediği bir başkanın seçilebilmesi için uygulanan iki turlu bir sistem var. Bu Fransa’da da uygulanıyor.

TÜRKİYE NEDEN BAŞKANLIK SİSTEMİYLE KURULMADI?
Ergun Ö.: Ta I. Meşrutiyet’ten başlayarak Türkiye’nin sendeleyerek de olsa devam eden bir parlamenter geleneği var. Şu ana kadarki bütün anayasalarımız şu ya da bu şekilde bir parlamenter sistemi kabul etmiştir. Türkiye’de başkanlık sistemini savunanların yanlış bildiği bir nokta da şu: Çağdaş demokrasilere baktığımızda bunların büyük bir bölümünün parlamenter sistem olduğu görülür. Sayın Cumhurbaşkanı G20 ülkelerini örnek veriyor ama G20 ülkelerinin önemli bir bölümünün demokrasiyle ilişkisi yok. G20’de Rusya var, Çin var, Suudi Arabistan var… Dolayısıyla bizim örnek almak için bakmamız gereken G20 değil, Avrupa ülkeleri olmalı.
İlter T.: Bu çok araştırılmış ya da tartışılmış bir konu değil. Fakat genel olarak şu denebilir: Türkiye’de iktidarı seçimlerin belirlediği yönetim sistemleri geliştirilirken, 1876 Kanunu Esasi’sinden başlamak üzere, ülkemiz genellikle Avrupa’da yürürlükte olan modellerden esinlendi. Bu modellerin hepsi de parlamenter sistemlerdi. Zaten krallık, imparatorluk gibi sistemlerde devlet başkanı belli olduğundan, parlamenter sistem biraz da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Osmanlı’dan devraldığımız bu gelenek, Avrupa ile güçlü bağlarımızın da etkisiyle, Cumhuriyet yıllarında da devam etti. Bu dönemlerde ABD, Avrupa ülkeleri için esin kaynağı oluşturamayacak kadar uzaktı. Ayrıca eklemek istediğim bir husus daha var: Türkiye’de, siyaset arenasında çatışan taraflar arasına eşit mesafe koyan, tarafsız, sembolik bir yürütme başkanlığına ihtiyaç vardır. Bizim siyasi kültürümüz ve mücadele üslubumuz böyle bir fonksiyona ihtiyaç gösteriyor.

İKİ KANATLI PARLAMENTO GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ?
Ergun Ö.: Eğer Amerika’da olduğu gibi federal bir yapı varsa iki kanatlı parlamento olmazsa olmazdır. Çünkü meclislerden biri halkı, diğeri de federe devletleri temsil eder. Fakat üniter olduğu halde iki kanatlı meclisi değişik nedenlerle kabul eden ülkeler de var.
İlter T.: Hayır. Böyle bir gereklilik yok. Amerika’daki senatonun mevcudiyeti federal yapıdan kaynaklanıyor. Fransa’daki sistemde ise yasama süreci esnasında konuların üzerinde daha iyi düşünülmesi, tasarıların iki süzgeçten geçmesi öngörülmüştür.

KOALİSYONUN SUÇU NE?
Ergun Ö.: Koalisyonlar haksız olarak suçlanıyor. Çok partili hayatın başlangıcından beri tek parti hükümetlerinin hüküm sürdüğü dönemin daha uzun olduğunu görürüz. Şu anda da 13 senelik bir tek parti hükümeti var. Bazı koalisyon dönemleri başarısız geçmiş olabilir fakat başarılı koalisyonlar da oldu. Tüm yetkileri elinde toplamış kötü bir başkanın yaratacağı sakıncalar koalisyon hükümetlerinin sakıncalarından
daha fazladır.

CUMHURBAŞKANI’NIN TÜRKİYE TURU
İlter T.: Cumhurbaşkanımız anayasanın yoruma açık olmayan maddelerini kendi siyasi tercihlerine göre yorumlayarak zaten aktif siyasetin içindedir. Siyasi aktörlere eşit mesafede değildir. Kendisi başkanlık sistemini arzulamakla birlikte, bugün olduğu gibi, gelecekte de hangi sistemle yönetileceğimiz, anayasamız uyarınca parlamento tarafından belirlenecektir. Bu bakımdan Cumhurbaşkanımızın başkanlık sistemini savunmak için ülke turlarına çıkacak olması anayasamızla tezat teşkil etmektedir.

Başkanlık sistemi nedir?
Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme organları kesin olarak ayrılmıştır. Yürütme erki halk oylamasıyla seçilen devlet başkanında, yasama ise yine halk tarafından seçilen meclistedir. Belirli bir süre için göreve gelen bu iki erk birbirlerinin görevlerine son veremez.

FIRAT KARADENİZ – Milliyet

Bir önceki yazımız olan Cumhuriyet Gazetesi'ne polis baskını başlıklı makalemizde cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi'ne polis baskını ve polis baskını hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

5 Responses

  1. opencart profesyonel says:

    Süper paylaşımlarda bulunuyorsunuz tebrikler

  2. serkan ucar says:

    Cumhurbaşkanlığı sistemi hakkındaki görüşlerinizi Türkiye siyaseti hakkındaki merak ettiklerinizi bulabileceğiniz bir site

  3. SİBEL İNCE says:

    BAŞKANLIK(46 TANE) VE YARI BAŞKANLIK (9 TANE)OLAN ÜLKELER:
    (39’U BM ÜYESİ,3’Ü NATO ÜYESİ,5’İ OECD ÜYESİ,8’İ G20 ÜYESİ,3’Ü AB ÜYESİ,6’SI AVRUPA KONSEYİ ÜYESİ,3’Ü G8 ÜYESİ,20’Sİ BAĞLANTISIZ ÜLKELER HAREKATI ÜYESİ,4’Ü BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU ÜYESİ,8’İ ASYA PASİFİK EKONOMİK İŞBİRLİĞİ(APEC)ÜYESİ,5’İ ECO,3’Ü AVRASYA EKONOMİK BİRLİĞİ ÜYESİ,14’Ü AFRİKA BİRLİĞİ ÜYESİDİR)
    1)Amerika Birleşik Devletleri
    2)Afganistan
    3)Arjantin
    4)Azerbaycan
    5)Belarus
    6)Bolivya
    7)Brezilya
    8)Dominik Cumhuriyeti
    9)Endonezya
    10)Ermenistan
    11)Ekvator
    12)ElSalvador
    13)Filipinler
    14)Gana
    15)Guatemala
    16)Güney Kore
    17Haiti
    18)Honduras
    19)İran
    20)Kazakistan
    21)Kenya
    22)Kıbrıs
    23)Kolombiya
    24)Kosta Rika
    25)Liberya
    26)Malavi
    27)Meksika
    28)Nikaragua
    29)Nijerya
    30)Panama
    31)Paraguay
    32)Peru
    33)Seyşeller
    34)Sierra
    35)Leone 36)Sri Lanka
    37)Sudan
    38)Surinam
    39)Şili
    40)Tanzanya
    41)Türkmenistan
    42)Uganda
    43)Uruguay
    44)Venezuela
    45)Zambiya
    46)Zimbabne

    YARI BAŞKANLIK OLAN ÜLKELER (9TANE) 1)FRANSA
    2)RUSYA
    3)GÜRCİSTAN
    4)ROMANYA
    5)MISIR
    6)CEZAYİR
    7)KONGO CUMHURİYETİ
    8)BURKİNO FASO
    9)CİBUTİ

  4. asenat says:

    Cumhuriyet refah bir gelecek sunarken,başkanlığın olduğu yerde ancak ifrazat olabilir.

  5. MUHAMMED says:

    Kesinlikle yanlış düşünce yatıyor. Hiç yapılan görüşmelere katılmadı mı bu adamlar veyahut hiç bilgi almadı mı? Sisteme karşı olan iki isimi yorum yapması için konuşturuyorsunuz. Yapmanız gereken biri sisteme karşı biri de sistem yanlısı olamalı ki birbirlerinin arasındaki farkı görelim. Bunların ikisi de sistem karşıtı adamlar. Bir iş yapmaya çalışıyorsunuz bari doğru dürüst yapın. Ben sistemin yararlı olduğunu düşünüyorum. Bizim milletimiz artık eskisi gibi geri planda değil. Artık yeri geldiğinde konuşmasını biliyor. Sistem geldiğinde de başkanını çok iyi bir şekilde seçecektir. Sistem karşıtı olanlar milletinin kararını düşünmeyen insanlardır!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *