Balyoz kararları ve 237 kişi

Yargıtay, Balyoz davasında yargılanan 237 sanığın cezasını onadı. Üç yıl süren ve Türkiye’nin en önemli siyasi davalarından olan Balyoz’un en önemli “dayanağı”, bir bavul içinde bir gazeteciye teslim edilen CD…
Söz konusu “elektronik delil”, 20’den fazla bilirkişi raporuna göre “suçlamaların teknik yönden doğru olamayacağı” yönünde. Buna rağmen karar onandı.
Keşke davayı siyasi taraf olmadan tartışabilsek… Zira bugün Balyoz davasında delil teşkil eden “bilgi iletişim teknolojileri” (* kısaca bit) yarın herhangi bir dava veya suçlamada benzer şekilde kullanılabilir.
Öte yandan, alakasız bir davada sunulan “elektronik delil” geçerli sayılmayabilir. Peki, adamına ve davasına göre uygulama yapılıyorsa, o ülkede hukukun üstünlüğünden kim bahsedebilir?

Dünyada elektronik delil
Alternatif Bilişim Derneği, kararla ilgili “Türk hukukunun BİT’le imtihanı” başlığıyla yaptığı açıklamada şöyle demiş:
“ABD’de elektronik deliller başka delil bulunamadığı hallerde, ancak yan delil olarak değerlendirmeye alınabiliyor. Tarihi, adı, düzenlenen IP adresinin değiştirilebilir olması, dünyadaki trendin de elektronik delillere itibar etmemesini doğuruyor” hatırlatmasını yapmış.
Dernek, Bit’in Balyoz’daki hukuki kullanımındaki sorunlarını sıralıyor:
1- HUKUĞUN ŞAŞMAZ KURALI: Usul, esastan önce gelir. Delillerin kanuna uygun toplanması da usuli işlemlerin en önemlisi. Klasik delillerle birlikte elektronik delillerin de temini, korunması, yargılama sürecine yansımaları, delilin ispat aracı olabilmesi için delil zincirinin “güvenliği” gibi pek çok şekli kural mevcut. Kaldı ki hukuk sistemimizde klasik deliller, elektronik delillerden üstün tutulur.
2- HANGİSİ GEÇERLİ BELLİ DEĞİL: Balyoz’da temyiz mercii elektronik delillere dayalı olarak hüküm verdi. Fakat aynı mercii, başka iş ve işlemler için elektronik delile dayalı karar verilmemesi, maddi vakıa araştırması yapılması gereğinden bahsediyor!

Hollywood filmi gibi
3- BAĞIMSIZ KURUM YOK: Türkiye’de delil zinciri, klasik delil anlamında bile tıkalı. Örneğin Adli Tıp Kurumu’ndan edinilen rapor kesin delil teşkil ediyor. Ancak kurum, Adalet Bakanlığı’na bağlı! Oysa dünyada hukuka hizmet eden kurumlar, bağımsız olarak hizmet veriyor.
4- HASH DEĞERLERİ HESAPLANDI MI: Balyoz davasında hükme esas teşkil eden elektronik donanımların içerisinde birebir yapılması gereken bir imaj alma işlemi bulunmalı. Alınan bu imajların bütünlüğünün korunması için “hash değerleri” hesaplanmış olmalı. Bu işleme aykırı elde edilen delil, hukuka aykırı delil olacağından hükme esas teşkil edemez.
Anlayacağınız, Türkiye’de bilgi iletişim teknolojilerinin (bit) hukuktaki kullanımı, Hollywood bilim kurgu filmlerini aratmayan bir senaryoya benziyor.
Ne var ki Balyoz, bir film değil… Sanıklar gerçek, çarptırıldıkları onlarca yıllık ve müebbet hapis cezaları da gerçek.
Karar verelim: “Bit”i hak ve hukuk çerçevesinde mi kullanacağız, yoksa gelişmemiş ülkelere yaraşır bir hukuksuzluk aracı olarak mı?

FONTLAR BİLE YENİ

* Balyoz’da kabul edilen “deliller”, bugün lise öğrencisinin bile fark edebileceği yanlışlarla dolu.
* İlk defa “MS Word 2007” sürümü ile ortaya çıkan fontlarla yazılan ve 2003 tarihli olduğu iddia edilen MS Word dokümanları en çarpıcısı…
* Kaldı ki 2003 Ekim’inde imal edilmiş bir hard-diskte, 2003 Ağustos’unda yazıldığı iddia edilen belge yer alıyor.
* Bazı hastane ve şirketlerin adları, 2003’ten çok sonra değişmiş yeni isimleriyle CD’de yer alıyor.

 

Bir önceki yazımız olan Ergenekon ve Balyoz küresel operasyon mu? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *