Balyoz Davası’ndaki 3 kadının durumu

27 Mayıs 1960 darbesini yetersiz bularak 1962 ve 1963’te iki kez “icra aşamasına” geçen Talat Aydemir ile Fethi Gürcan’ın sonu idam olmuştu.
12 Mart 1971 muhtırası öncesinde 9 Mart 1971 darbesini yapmak isteyen, milli demokratik devrim tezini savunan Cemal Madanoğlu grubunun davası ise beraatle sonuçlandırılmıştı.
Cumhuriyet tarihine askerin müdahalesi olarak geçen 28 Şubat süreci ile ilgili yargılama sürüyor. 27 Nisan e-muhtırası ile ilgili ise hiçbir adli süreç işletilemedi.

İcra hareketi olmayan ilk dava
Balyoz ise tarihe somut müdahaleler olarak geçen bu hareketlerin dışında, sokakta yaşayan kişilerin bilmediği bir darbe girişimi iddiası üzerine açıldı. 2003’te yapılan bir plan seminerinde 20 bin kişinin görevlendirileceği bir darbe planının tartışıldığı ancak çeşitli nedenlerle son icra hareketi yapılmadan cuntanın dağıldığı tezi üzerine.
Balyoz, bu yönüyle, icra hareketi olmayan ilk darbe girişimi davası olma özelliği taşıyordu ve Yargıtay’ın kararının tarihi niteliği de buradan kaynaklanıyor.
Bu yüzden kararda, özellikle eylemlerin “darbe” olarak nitelenmesi için hangi kriterlerin oluşturulduğuna bakıldı.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi de ordunun uluslararası alanda bile caydırıcı gücünü, yapılan planların “sokağa çıkma” aşaması olarak nitelendirilen aşamaya kadar getirilmiş olmasını, sanıkların ünvan ve görev alanlarının suçu işlemedeki elverişliliğini diğer delillerin yanında suçun işlendiğinin kanıtı saydı.

28 Şubat vurgusu
Cuntanın 28 Şubat sonrası elde edilen kazanımlardan istenilen düzeyde istifade edilemediği ve ülkede hızlı bir zemin kayması yaşanması nedeniyle harekete geçtiği tespitini yaparak, 28 Şubat davasına da selam gönderdi Yargıtay.
Peşinen 28 Şubat’ın sonuçları yönünden de, “başarılı bir askeri müdahale” olduğunu kabul etti, o davada aslında 28 Şubat’ın ne anlama geldiğinin değil, sadece sanıkların hukuki durumunu ayrı ayrı değerlendirilmesinin yapılacağını ilan etti. 28 Şubat’ın, Balyoz’dan bile ileri, sonucunda kazanımlar elde edilen bir hareket olduğunu vurguladı.

3 kadının durumu
Ancak tarihi kararın söylediği kadar söylemedikleriyle de tartışılması gerekiyor.
Balyoz davasındaki 3 sanık kadının durumu çok tartışıldı:
Askeri savcı Tülay Delibaş, Hava Harp Okulu öğretim görevlisi Berna Dönmez ile Harp Akademileri Komutanlığı’nda sivil memur olan Güllü Salkaya.
Delibaş’ın “önleyici hukuki tedbirler” başlıklı belgeyi hazırladığı iddia ediliyordu. Oramiral Özden Örnek adına imzaya açılan bu belgede Deniz Kuvvetleri’ndeki faaliyetlerin istenilen seviyeye ulaşmaması halinde adli ve idari konularda oluşabilecek güçlüklere karşı alınabilecek tedbirler sıralanıyor. Yerel mahkemenin 16 yıla mahkum ettiği Delibaş’la ilgili gerekçeli kararda, dijital kullanıcı yollarında isminin bulunduğu, görevlendirme listesinin de 49. sırasında isminin yer aldığı belirtiliyordu.
Yerel mahkemenin 16 yılla cezalandırdığı diğer isim Berna Dönmez’in darbe sırasında Yıldız Teknik Üniversitesi’ne el koyacak isimler arasında sıralandığı, el koymaya ilişkin belgeyi de bu sanığın hazırladığı iddia ediliyordu. Mahkeme, buna kanıt olarak, dijital verilere göre, belgeyi Dönmez’in oluşturduğunun anlaşıldığını ifade etti gerekçeli kararında. Son kaydetme tarihi olan 19 Şubat 2003’teki kayıtların da bunu doğruladığını belirtti.
Yerel mahkeme tarafından 16 yıla mahkum edilen bir diğer isim olan sivil memur Güllü Salkaya ise Oraj planı kapsamında Sıkıyönetim Taktik Harekat Merkezi’nde görevlendirilecek personel listesinde ismi olduğu ve 22 ayrı belgeyi, 19 Şubat 2003’te son kaydeden kullanıcı olması nedeniyle suçlandı.

Hangisi neden suçlu?
Bu isimlerden firari olması nedeniyle gündeme gelen Delibaş, Yargıtay tarafından suçsuz bulundu. Mahkum edilirken fahiş bir hatayla babalık ve kocalık haklarında da mahkum edilmeleriyle gündeme gelen isimlerden Dönmez’in cezası onanırken, Salkaya‘nın cezası da Delibaş gibi bozuldu.
Yargıtay’ın dünkü kararında, bütün sanıklar için konulan “kuşkuya yer bırakmayacak biçimde eylemlere katılıp katılmadığı” kriteri dışında bu isimlerden ikisinin neden suçsuz bulunup, birinin neden suçlu olduğu konusunda hiçbir açıklama yoktu. 3 kadın sanıkla ilgili iddiaların birbirinin neredeyse aynısı olmasına rağmen, kararlar farklı çıktı. Balyoz, bugün bu oranda tartışılıyorsa, sebebi bu karmaşıklık.
Yargıtay’dan beklenen, tarihi davada, isim isim, sokak sokak çelişkileri gidermesiydi.
Yargıtay daha kolay olanı seçerken, zorlu bir gelecek bıraktı. Genel kuralları koyup, özel itirazlara değinmeyerek tartışmaların kapısını kapatma fırsatını ıskaladı. Belki benzer davalarda verilecek kararları öngörülebilir kıldı, ancak hem hukuksuzluklara, hem darbecilere hem takım tutar gibi konuya yaklaşanlara verilecek tarihi ders ıskalandı.

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Bir önceki yazımız olan Engin Alan: Anamdan vekil doğmadım başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *