Başörtüsü, laisizm ve sekülerizm

Başörtüsüne özgürlük, büyük devrim gibi yayınlarla aynı gün bir özel sektör kanalında sunum yapan genç kadının “giysisi nedeniyle” işinden olması tarihin “iyi düşünün” seslenişi.
İktidar partisinin sözcüsü, kimsenin “hayat tarzına ve giyimine, içkisine karışma yok” güvenceleri sıralanırken sunucunun dekoltesini eleştiriyor ve o sunucu bir başka gerekçeyle(!) gönderiliyor.
“Tarihin bir daha düşün, iyi düşün” uyarısıyla birkaç satır…
………………….
Yıllarca “üniversiteli öğrencilere başörtü yasağı” konusunda “sağlam” olduğuna inandığım hukuk duruşu şöyleydi:
“Kamu hizmeti alan ve kamu hizmeti veren farklıdır.
Kamu hizmeti alanın başörtüsü dahil giysisi onun inanç özgürlüğüdür.
Kamu hizmeti veren ise din simgelerinin dışında kalmalıdır.
Laik devletin gereği budur.”
Laik devlet ilkesinin doğum yeri olan Fransa dahil Avrupa’da hukuk anlayışı budur.
Uygulaması da böyledir.
Türkiye de “laik devlettir.”
Kamu hizmetlilerine başörtüsü yasağını kaldıran yeni hukuki düzenlemeye bu açıdan bakıyorum.
Hele…
“Hakim ve savcının” başörtüsünün hukukta tarafsızlık ve objektiflik ilkesiyle uyumu bir de böyle irdelenmeli.
İnançlara, inanç simgelerine, inanç özgürlüğüne saygılıyım.
Fakat…
Hukuk zemininde görüşüm budur.
Bu görüşümün pek de pratik değeri olduğu kanısında değilim.
Zaten uygulamada ilke delinmiş kevgire dönmüştü.
Özellikle okullarda başörtülü hocalar ders veriyordu.
Bu yazdıklarım sadece mesleki yolculuğumda düşülmüş notlardır.
Nehri tersine akıtmanın mümkün olmadığını biliyorum.

DİĞER ALANLAR
ELBETTE sadece okullarda, yargı erkindeki savcı ve hakimlerle kısıtlı kalmayacak.
Devlet hastanele-rindeki doktorlar, hemşireler, devlet dairelerin-deki memurlar, kadın yöneticiler, her kamu kurumunda yaygınla-şacak.
Hatta Meclis’te ve Anayasa Mahkemesi’nde de başı örtülü hanımları görebileceğiz.
Sonuçta…
“Kamu hizmeti alanlar ve kamu hizmeti verenler” ölçütü kalkmıştır.
…………………….
Bunun yansımalarını hep birlikte yaşayacağız.
“Çalışan kadınların” sayısını artırabilir olması olumlu ama laik devlet ölçütleri içinde artılar mı, eksiler mi ağır basıyor?

MASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ
BURAYA nasıl gelindi?
Çorbada tuzu olmayan öne çıksın.
Bülent Ecevit’ten tutun Süleyman Demirel’e, Turgut Özal’a, Mesut Yılmaz’a, Tansu Çiller’e, Devlet Bahçeli’ye, Kılıçdaroğlu’na tüm siyasi parti liderleri bu değirmene su taşıdı.
Türkiye’nin tümünü temsil eden bir ortak irade…
Böyle bakarsak aslında Meclis’te oylama yapılmadan zımni olarak tüm partilerin ortak iradesiyle Anayasa’nın “laik devlet ilkesi” yeniden yazılmıştır.
Buna isteyen “yeniden yorumlanmış” da diyebilir.
“Anglo Amerikan” hukuk penceresinden “seküler (secular)” görüntü de empresyonist resim yorumudur.
Parasında “Tanrıya güven” yazılı olan ve başkanlık görevine başlayışta “kutsal kitaba el basarak yemin olan” Anglo Amerikan bir laik devlet türevidir seküler devlet.
“Avrupa’nın laik devlet” kavramına göre yapılanan Türkiye Amerika’nın “seküler devlet”ine doğru rota çizmekte.
……………………
Bu da bir demokratik hukuk devleti tercihidir.
Ama…
Bu Anayasa böyle farklı yorumlarla, farklı yasal düzenlemelerle, neredeyse yarısına yakın maddelerinin değişmesiyle hiçbir sistematiğe uymayan ve kendi içinde bütünlüğünü yitirmek kertesinde bir maddeler yığınına dönüştü.
Yeri ve kendi içinde tutarlı ve nasıl bir devleti amaçladığı belli net bir Anayasa’yı ne yazık ki hala yapamıyoruz.

Bir önceki yazımız olan Tanrı Parçacığı ve kozmik bulmaca başlıklı makalemizde Atomaltı parçacıkları, CERN ve higgs bozonu hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *