Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin geleceği

Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin dünyada eşi benzeri yok. Bu sadece stratejik ortaklık olarak tanımlanamaz, ondan çok daha öte bir dost ilişkisidir; ortak değerlere, tarihe, kültüre, dine, dile, coğrafyaya dayalı bir kardeşliktir. Bir kader ortaklığıdır. Türkiye’nin gelişmesi Azerbaycan’ın olduğu kadar Azerbaycan’ın gelişmesi de Türkiye’nin gelişmesi demektir…

Dr. Elnur ASLANOV

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Politik Analiz ve Enformasyon Daire Başkanı olarak, devletin siyasi stratejisinin analizini yapmakta ve çok sayıda uluslararası konferansta konuşmacı olarak katılmaktadır. Ulusal ve uluslararası basında uluslararası güvenlik, uluslararası ilişkiler, dış polika, modernleşme ve milli ideoloji konularında 200’den fazla makalesi yayınlanmıştır. Doktorasını siyaset bilimi alanında yapmış, bildiği yabancı diller Rusca ve İngilizcedir. Dr. Aslanov, 2006 yılında yayınlanan “Yeni Dünya Düzeni ve Ulusal Kalkınma Stratejisi” gibi bir çok kitabın yazarıdır.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı sayın İlham Aliyev’in seçimlerin ardından ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmış olması ikili ilişkilerimizde ulaşılmış yakınlık seviyesini açıkça gösteriyor.
Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin dünyada eşi benzeri yok. Bu sadece stratejik ortaklık olarak tanımlanamaz, ondan çok daha öte bir dost ilişkisidir; ortak değerlere, tarihe, kültüre, dine, dile, coğrafyaya dayalı bir kardeşliktir. Bir kader ortaklığıdır. Türkiye’nin gelişmesi Azerbaycan’ın olduğu kadar Azerbaycan’ın gelişmesi de Türkiye’nin gelişmesi demektir. Biz Azerbaycanlılar bunu aynen böyle kabul ederiz.
En zor ve kritik anlarda bu iki devlet ortak bir misyonla hareket ederek ulu önder Haydar Aliyev’in ifade ettiği üzere “bir millet-iki devlet” olduklarını defalarca kanıtladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” sözleri de bu kardeşliğin en güzel kanıtıdır.
KARABAĞ SORUNU
Bugün güvenle ifade edebiliriz ki tarihin tüm sınavlarından başarıyla çıkmış Azerbaycan- Türkiye dostluğu, kardeşliği ve ortaklığı halklarımızın iradesinden kaynaklanıyor. İlişkilerimizin temelinde iki ülke halklarının birbirlerini kardeş bilmeleri yatıyor.
Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun çözümünde Türkiye her zaman özgüven içerisinde ve haklı tarafın Azerbaycan olduğunu savunarak Azerbaycan’ın yanında olmuş, onu uluslararası ve bölgesel kuruluşlarda her daim desteklemiştir. Bu minvalde, Türkiye’nin Ermenistan ile sınırların açılması görüşmelerinde Karabağ işgalinin sonlandırılmasını ön şart olarak koşması Türkiye’nin ilkeli ve kararlı politikasının göstergesi olmuştur. Tarafımızca da takdirle karşılanmıştır.
TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Azerbaycan Cumhurbaşkanı, sayın İlham Aliyev defalarca ve kararlılıkla beyanda bulunmuşlardır ki Azerbaycan devleti hiçbir şart ve koşulda ve hiçbir zaman kendi topraklarında ikinci bir Ermeni devletinin kurulmasına müsaade etmeyecektir. Bu yöndeki kararlılığımız adaletin tesisine olan mutlak inancımıza ve bağlılığımıza ve uluslararası hukuk kurallarına olan güvenimize dayanıyor. Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olduğu kuşku götürmez bir gerçektir ve toprak bütünlüğü ilkesi bu çatışmanın çözülebileceği tek ve gerçek zemindir.
Azerbaycan, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adalet tesis edilene kadar Ermenistan’ın tecrit edilmesi politikasına devam edecek, baskılarını daha da artıracaktır. Karabağ’ın hukuksuzca işgal altında geçirdiği her bir gün Ermenistan’ın kaybettiği ve kendi halkının geleceğinden çaldığı bir gün olmaktadır. Bu işgal uzun süre devam edemez. Biz kararlılığımızla bu hukuksuz durumun sonunu getireceğiz.
İŞGALCİ ERMENİSTAN
Maalesef işgalci Ermenistan’ı şimdilik sadece Azerbaycan ve Türkiye cezalandırıyor. Ümit ediyoruz ki, gelecekte diğer devletler de bu haklı tepki safına katılacaklardır. Ermenistan’a “DUR” demenin zamanı gelmiştir.
Ermenistan lobisi dünyayı kandırmak için yine işbaşındayken ve 2015 yılının hafızalarda Çanakkale cephesinde verilen kahramanca mücadelenin değil de sözde ‘Ermeni soykırımı’nın 100. yıl dönümüymüş gibi dillendirilmesi çalışmalarına başlamışken, bunun karşısında daha çok mücadele etmemiz gerekmektedir. Çanakkale’de 3 bin Azerbaycanlı’nın Türkiyeli Mehmetçik kardeşleriyle omuz omuza verdikleri kahramanca mücadele, bizlerin sözde soykırıma karşı vereceğimiz mücadeleye ilham olmalıdır.
Azerbaycan ve Türkiye, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan iki önemli ülkedir. Gerçekleştireceğimiz tarihi projeler bizi daha da birleştirecektir. Trans-Anadolu Boru Hattı (TANAP) projesinin imzalanması ve projelendirilmesi planlanan Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) gelecek nesillere on yıllar sonra da hizmet edecek, halklarımıza ve kardeşliğimize bırakacağımız en güzel hediye olacaktır.
Azerbaycan Türkiye’ye yaptığı sermaye yatırımlarını daha da artırmaya hazırlanıyor. 2020 yılına kadar toplamda 20 milyar dolara yakın Azerbaycan sermayesi Türkiye’nin ekonomisine eklemlenecek ve Azerbaycan Türkiye tarihinin en büyük dış yatırımcılardan biri olacaktır.
İLİŞKİLER GELİŞECEK
Görüldüğü üzere geliştirdiğimiz kardeşlik ilişkilerimiz daha da büyük bir gelecek vaat ediyor. Yakın zaman önce Azerbaycan’da yapılan ‘Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’ bu geleceği hazırlamamızda bize yol gösterici oluyor. İşbirliğimizi daha da genişletmek için tüm platformları ve olanakları kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine gölge düşürmek isteyenler her daim başarısız olacaklardır. Hiç kuşkumuz yok ki, Azerbaycan her zaman Türkiye’nin çıkarlarını kendi çıkarı gibi korurken, Türkiye de Azerbaycan’ın ulusal çıkarlarını kendi çıkarları gibi muhafaza edecektir. Yolumuz, hedeflerimiz birdir.
En yüksek seviyede olan ilişkilerimizi daha da genişletecek olmanın onulmaz heyecanı içindeyiz.

 

Bir önceki yazımız olan YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'nın çelişkisi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *