Avukat Celal Ülgen: AİHM’ne gidebiliriz

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin Balyoz Planı davası hakkında verdiği karar ile ilgili değerlendirmede bulunan sanık avukatlarından Celal Ülgen, Anayasa Mahkemesi’ni atlayarak davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göterebileceklerini söyledi.
Balyoz davası sanıklarından bir bölümünün avukatı Celal Ülgen, “Bütün avukatlar bir araya gelerek Anayasa Mahkemesi’ni atlayarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabiliriz. Türk yargısının içinde bulunduğu iklimi en iyi anlatan kararlardan biri bu. Sürekli anlatmaya çalıştık ama insanlar davadan beraat şeklinde karar çıkacağı yönünde umutluydu. Söylenecek söz yok başka. Bazı sanıklar yönünden verilen tahliye kararları davanın özünü anlamamaktır, tamamının tahliye edilmesi gerekiyordu. Yargıtay’ın verdiği kararla iç hukuk yolları tükendiğini düşünüyoruz. Anayasa Mahkemesi yargısı yasaya sonradan eklenmiştir. Bu nedenle doğrudan adil yargılanma hakkıyla ilgili AİHS’nin 6. maddesi kapsamında başvurumuzu yapacağız” dedi.
Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz ise kararın açıklanmasının ardından davanın 1 numaralı sanığı Çetin Doğan ile cezaevinde görüştüğünü belirterek, “Müvekkiller Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yönünde görüş almışlar. Davanın ardından cezaevine yaptığım ziyaret sırasında Çetin Doğan iç hukuk yolları süreci tamamlanmadan AİHM’e başvurmayacaklarını bildirdi” dedi.

AİHM’ye başvurulmalı

Turgut Kazan (Yargıçlar Sendikası Başkanı): “12 Eylül referandumundan sonra yargıtay denetim yeri olmaktan çıktı görüşündeyim. Balyoz davası hakkındaki karar büyük oranda beklediğim gibi sonuçlandı. AİHM’e başvuru yapılmasının ise gerekli olduğunu düşünüyorum ve bunun için iç hukuk yollarının tükenmesini beklemenin de yersiz olduğu kanaatindeyim. Çünkü denetleyen yer 9. Ceza Dairesi nasıl teşekkül etmiştir bakmak lazım. İlhan Cihaner’in 11. Ceza Dairesi tarafından tahliye edilmesi üzerine ‘Bu karar bir skandaldır’ diyen Prof. Dr Ahmet Gökçen 12 Eylül referandumundan sonra oluşturulan HSYK’ya Cumhurbaşkanı tarafından atanmıştır. Yani adil yargılamayı etkileme suçundan sanık olarak Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Gökçen HSYK’ya atanmıştır. Kayseri Baro Başkanı Ali Aydın, Kayseri’den İstanbul’a gelerek bütün sanıklar aleyhinde dilekçe vermiştir. Cumhurbaşkanı onu da HSYK’ya atamıştır. Yani sanıkların mahkum olmasını isteyenler HSYK’ya atanmıştır. HSYK’da yasa değişikliği 14 Şubat’ta yapıldı. Referandumdan sonra Yargıtay’ın şekilleri ve esasları belirlendi. Dolayısıyla HSYK bu sanıkların ceza almasını isteyenlerden oluşmuştur.”

– Ümit Kocasakal (İstanbul Barosu Başkanı): “Kimse kimseyi kandırmasın, bu davanın hukuki olduğuna asla inanmadım. Verilen kararın hukuki yanı falan da yok. Davayla amaçlanan bir dönemin yargılanmasıydı. Yani gerçek kararı tarih verecek. Bu davalar Büyük Ortadoğu Projesinin hayata geçirilmesi için yapıldı. Bu bir mıntıka temizliği davasıydı.”

– Ahmet Gündel (Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı): “Bu dava birçok noktadan Türkiye için çok önemli bir darbe iddiası ve bu iddialara adı karışanların yargılanabilmeleri noktasında önemli. Demokrasi ve hukuk devletinin Türkiye’de geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli. Kararları önemsemiyorum. Önemli olan böyle bir yargılamanın yapılabiliyor olması. İkinci olarak da geçmişte suç işlediği iddia edilen insanlarla bir hesaplaşma yapıyorsunuz hem de bundan sonra artık gerek askerin içinde gerekse farklı noktalarda insanların bu tür fiillere tevessül edemeyecekleri bir duruş ortaya koyuyor.”

 

Bundan sonra ne olur?
Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar (İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı): “Özellikle Yargıtay tarihinin en uzun duruşmalarına sahne olan Balyoz davasında yüksek mahkemenin ilk derece yargılamasında da savunmanın şiddetli itirazlarına konu olan sahte dijital deliller türetilmesi konusunda bir yorum yapması bekleniyordu. Henüz gerekçeli karar oluşturulmadığı için Yargıtay’ın bu çok tartışmalı konudaki yaklaşımını net olarak tespit edemiyoruz ancak kararın açıklanmasından sonra ulaşılan veriler Yargıtay kararının bu çok tartışmalı hususa ilişkin itirazlara pek de itibar edilmediği izlenimini yaratıyor. Balyoz davasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi bazı sanıklar hakkındaki beraat hükmünün onanmasına diğer bazı sanıklar hakkındaki ise mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ve bazı sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin ise bozulmasına karar verdi. Bu her üç durumu kısaca incelediğimizde ilk derece mahkemesi tarafından haklarındaki beraat kararı onanan sanıklar açısından bir sorun görünmüyor. Bu sanıkların beraatlerine ilişkin karar ancak Yargıtay Başsavcılığı tarafından olağanüstü itiraz konusu yapılabilir. Bunun dışında bu sanıkların beraatleri kesinleşmiş görünüyor.
Haklarındaki mahkumiyet hükümleri aynen veya düzeltilerek onanan sanıklar için problemli bir süreç başlıyor. Şu aşamada ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü Yargıtay tarafından da tasdik edildiğine göre artık bu kişiler önce geçten yıl getirilen Anayasa Mahkemesi’ne bireysel şikayet yolunu kullanmak durumundalar. Bunun ardından ise AİHM’de haklarını arayacaklar. AİHM tarafından bir ihlal kararı verilmesi durumunda ise Türkiye’de yargılanmanın yenilenmesi gündeme gelebilir. Ancak AİHM’de yargılama süresinin uzunluğu zaman açısından ciddi bir sıkıntı yaratabilir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükümleri Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan sanıklar için ise yeni baştan bir süreç başlıyor. Bozulan dosyalar Yargıtay tarafından hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilecek ve ilk derece mahkemesinde yeni bir yargılama süreci başlayacak.”

Bir önceki yazımız olan Hamas iflas edebilir başlıklı makalemizde Halid Meşal, Hamas ve Hamas lideri hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *