Atalay Taşdiken: Umut olsun istedim

Dün seyirciyle buluşan filmin yönetmeni Taşdiken, ‘Meryem’in konusunun gerçek bir hikâyeye dayandığını söyledi. Taşdiken, “Meryem yaşlı bir adamla evlendirildi ve 32 yaşında öldü. Ben daha umutlu bir finali tercih ettim” dedi.

Dün 50. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilen tek ulusal yarışma filmi Atalay Taşdiken’in yönettiği ‘Meryem’di. 20 Eylül’de vizyona giren film, şimdi de Türkan Şoray başkanlığındaki ulusal jürinin karşısına çıkan 10 filmden biri. ‘Mommo’ adlı ilk filmiyle pek çok ödül alan Taşdiken, ikinci filmi ‘Meryem’de İstanbul’a kendisini yanına aldırma sözüyle giden kocası beklerken, toplumsal baskıya uğrayan Meryem’in hikâyesini konu alıyor.

‘Umut olsun istedim’

Yönetmen Taşdiken’in yanı sıra oyuncu kadrosundan Meryem’i canlandıran Zeynep Çamcı; Mustafa Uzunyılmaz ve Zerrin Sümer filmin gösteriminin ardından düzenlenen sohbette izleyicilerin ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Taşdiken, İç Anadolu’da geçen filmin hikâyesinin tanıdık olduğunu söyledi: “Meryem çok rastlanmadık bir hikâye değil. Benzerlerini duyabileceğiniz bir öykü. Elbette bilindik bir öyküyü izletebilmek için yola çıktık.”
Filmin gerçek bir hikayeye dayandığını söyleyen Taşdiken, film için daha ümitli bir finali tercih ettiğini belirtti ve “Aslında final benim hayalim olan bir finaldi. Hikâyenin gerçeğindeki gibi yapmak istemedim, umut olsun istedim. Söylemem gerekirse, gerçek hikâyenin sonunda Meryem kocasının durumunu öğrenince ailesinin yanına döndü. Yaşlı bir adamla evlendirildi ve 32 yaşında öldü,” dedi.
Filmin finalini umutlu bulmayan bir seyirci yorumu üzerine ise Taşdiken, “Haklısınız, her insan kendi dünyasında bu filmi farklı okuyabilir. Benim için mutlu son ama adını da koymadım. Her izleyici, Meryem’in kendi sonunu kendi kafasında hazırlayacak. Ben sadece bir dilek, bir temenni olarak umutlu bir final yaptım,” diye konuştu.


‘İnsani bir film’

Filmin bir kadın filmi değil, insani bir film olarak tanımlayan yönetmen, ‘Meryem’in içindeki masalsı sahnelerin ise hikâyenin kendi görsel anlatımının dışında olduğunu söyledi: “Bu sahneleri, Meryem’in kendi dünyasına, özgürlüğüne özlemi olarak kullandım. Biraz Meryem’in çaresizlikten kurtarabileceği alanlar olarak hayal ettim.”
Meryem’i canlandıran Zeynep Çamcı karakterinin birçok şeyi kabulleniyor görünmesine rağmen birçok şeyin farkında olduğunu belirterek hikâyeden etkilendiğini söyledi.

MERYEM FİLMİ’NİN HİKAYESİ:

17-18 yaşlarında, güzelliği ile tüm kasabanın ilgisini çeken Meryem’e, aynı kasabada yaşayan ve oğulları İstanbul’da çalışan bir aile talip olmuş ve 10 gün içerisinde nişan, kına gecesi ve düğün yapılmıştır. Meryem’in kocası Mustafa, düğünden ancak bir kaç gün önce gelmiş ve 6 gün evli kaldıktan sonra “bir düzen kurar, seni de İstanbul’a alırım” diyerek yaşadığı şehir olan İstanbul’a dönmüştür. Kayınvalidesi ve kayınpederi ile yaşamaya başlayan Meryem, bir yandan hasret çekerken, bir yandan da umudunu korumaktadır. En önemlisi de evin her türlü hizmetini görmeyi görev saymıştır kendine. Meryem, zaman zaman umutsuzluğa kapılır, ama annesi ona hep sabır öğütler. Çünkü gelenek böyledir. Koca evine girdin mi, oradan dönüş yoktur. Meryem bir yandan da çocuk yapamadığı için üstü örtülü bir dille suçlanmaktadır. Bu arada beklenmedik bir gelişme olur. Askere gitmeden önce Meryem’e aşık olan Murat, terhis olup gelir. Ama Murat artık eski Murat değildir. Askerde yaşadıkları ona ağır gelmiş; uzun süre psikolojik tedavi görmüştür ve bu haliyle Meryem için ciddi bir tehdit unsurudur.

Bir önceki yazımız olan 92/3'lere askerlik müjdesi başlıklı makalemizde 92/3'ler kaç ay askerlik yapacak, askerlik kısaldı mı ve askerlik ne zaman kısalacak hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *