Asaf İlbay’ın Atatürk anıları

Ölümünün 76. yılını matemle andığımız Atatürk’ün özel hayatına dair bugüne dek gün ışığına çıkmamış bilgiler 45 yıllık dostu Asaf İlbay’ın anılarında saklı… İlbay, ilk sevdasını anlattığı Atatürk’ün gençliğini şöyle tanımlıyor: ‘Çok şık bir gençti. Genç bir kızın kendisine âşık olmaması kabil değildi’…

Asaf İlbay kimdir?

Atatürk’ün ölümünün 76. yılı matemle anılırken, sadece yakın çevresi tarafından bilinen özel hayatıyla ilgili yeni bilgiler gün yüzüne çıkarıldı. Atatürk’ün Selanik’ten çocukluk arkadaşı olan ve 45 yıl boyunca dostluk bağları hiç kopmayan Asaf İlbay’ın anıları, “Çocukluk Arkadaşım Atatürk Mustafa Kemal’le 45 yıl” adlı kitapta bir araya getirildi.
İlbay’ın torunu Ferda İlbay’ın uzun uğraşları sonucu Kaynak Yayınları tarafından bastırılan kitapta en dikkat çeken bölümleri ise Mustafa Kemal’in ilk aşkı Emine Hanım’la olan diyalogları oluşturuyor. İlbay, Atatürk’ün Emine Hanım’a olan aşkını anlatırken “Mustafa Kemal tamamen değişmiş, büsbütün başka bir adam olmuştu. Nefsiyle bir mücadeleye girdiği belliydi, bunu halinden kolayca anlıyorduk” ifadelerini kullanıyor. İlbay’ın anılarında dikkat çeken ve bugüne kadar bilinmeyen diğer ayrıntıyı ise Atatürk’ün Enver Paşa’yla eli tetikte karşı karşıya gelmesi oluşturuyor.

Atatürk’ün gözü takma mıydı?

Atatürk hakkında yazılan kitaplar

3 kız kardeş
İşte İlbay’ın anılarından Atatürk’ün Selanik’teki ilk aşkıyla yaşadıkları…
“1315 (1899-1900) yılı, Ramazan ayı içindeyiz. O senenin mektep tatili Ramazan ayına rastlamış idi. Bütün mektepliler Selanik’te toplanıyorduk. Ahmet Numan Eczacı Mektebi talebesi, ben Mühendis Mektebi, Mustafa Kemal ise Harbiye Okulu talebesi olarak, geceleri ekseriya Mithat Paşa Caddesi’nden Kasımiye Camii’ne kadar piyasa mahalli olan yolu aşındırır dururduk. Gençlik bu ya, üçümüzün de gözdeleri vardı. Mustafa Kemal ile birkaç gün buluşamadık. Merak ettik, ‘Acaba hasta mıdır’ diyorduk. Bir gece kalktık Ahmet Numan’la birlikte evine gittik. Zübeyde teyze bizi güler yüzle karşıladı, hatrımızı sordu. Bir kahve içtik ve Mustafa Kemal’in hasta olmadığını öğrenip sevindik. Fakat neredeydi, niçin görünmüyordu? Bir gece her zamanki gibi Kasımiye Camii’ne doğru yürüyorduk. Osman Hoca’nın mektebi karşısındaki sokak başında bir kılıç şakırtısı duyduk. Mustafa Kemal karşımızda! Yanına yaklaştık, o, mütebessim ve müstehzi bir çehre ile bizi karşılayarak ikimizin koluna girdi ve ‘yürüyelim’ dedi. Vakit erkendi, Vardar kapısı civarındaki kafeşantanlardan birisine gitmek üzere ilk rastladığımız arabaya atladık. Odeon Tiyatrosu’nun bitişiğindeki kafeşantanın önünde arabacının eline beş kuruş sıkıştırdım ve indik. Bu çalgılı kahvede Romanyalı üç kız kardeş vardı. Üç arkadaş bir müddetten beri bu kızları kendi aramızda paylaşmıştık. Yaş sırasına göre Fani, Toni ve Janet isimli kızların büyüğü Fani, Mustafa Kemal’den hoşlanırdı. Toni benim, Janet de Ahmet Numan’ın arkadaşı idi. Geldiğimiz zamanlar burada birkaç saat vakit geçirir evlerimize dönerdik. Mustafa Kemal, o gece durgundu, her zamanki neşesini göstermiyordu. Hatta kızlar bile bunun farkına varmışlardı.”

Fikriye Hanım Mustafa Kemal Atatürk

Fikriye Hanım Mustafa Kemal Atatürk

‘Hayırlı olsun’ dedik
“Hava sıcaktı, yürüyerek evlerimize gidiyorduk, Ahmet Numan sözü yine o sokak başındaki karşılaşmaya getirdi. Mustafa Kemal, birkaç günden beri bu sokakta ikamet eden tanınmış bir şahsiyetin oğluna ve kızına ders vermekte olduğunu ve bu vazifeyi ancak geceleri yapabildiği için görüşemediğimizi söyledi. Kafamızı yormadan vaziyeti anladık. Bu zatı da kızını da tanıyorduk. Şerefli ve mevki sahibi olan bu zat, namuslu ve mutaassıp bir aile babası ve bizim aile dostumuz idi. Kıza gelince, hakikaten Selanik’in en güzel kızlarından biriydi. Bu sebeple işin ciddiyetini az çok anladık. Mustafa Kemal’e ‘Hayırlı olsun’ dedik, iyilik diledik.”

‘Tamamen başka biri’
“Bir müddet sonra Mustafa Kemal’in bu ilk aşkının hazin bir safhasıyla karşı karşıya kaldık ve bu suretle arkadaşımızın ilk kalp ağrısını yaşadık. Neticesiz bir aşk, Selanik’in yakıcı sıcakları devam ediyordu. Hava o kadar boğucuydu ki, ancak ikindiden sonra sokağa çıkılabiliyordu. Mustafa Kemal ile bir hafta içinde ancak iki defa görüşebilmiştik. Arkadaşımız artık iftar yemeklerini de talebesinin evinde yiyor ve çok kere sahur vaktine kadar orada kalıyordu.
Mustafa Kemal tamamen değişmiş, büsbütün başka bir adam olmuştu. Nefsiyle bir mücadeleye girdiği belliydi, bunu halinden kolayca anlıyorduk. Kendisine latifeyle karışık nasihatlerde bulunuyorsak de, o aldırış etmiyor, fakat böyle konuşmamızdan memnun da kalmıyordu. Artık hiç şüphe yoktu, belli ki seviyordu. Bu onun ilk aşkıydı.”

‘Enver Paşa ile eller tetikte karşılaştık’

İlbay’ın anılarında Mustafa Kemal Paşa’nın Yıldırım Orduları’ndan istifa ettikten sonra Enver Paşa’yı ziyareti sırasında yaşananlar, Mustafa Kemal’in ağzından aktarıyor:
“Yıldırım Ordularından istifa ederek İstanbul’a dönmüştüm. Harbiye Nazırını ziyaret etmek icap ediyordu. Ziyaretlerine gelmek istediğimi ilettim ve bir otomobil göndermelerini rica ettim. Enver Paşa beni sarayda kabul edeceğini ve bir otomobille kararlaştırılan saatte gelebileceğimi bildirdi.
Tayin edilen saatte gönderilen otomobil ile yaverim Cevat Abbas’ı beraberime alarak saraya gittim. Enver Paşa’nın yaveri Mümtaz beni karşıladı, bir salona getirdi, Cevat Abbas yaverler odasında kaldı. Enver Paşa’nın gelmesini bekliyordum. Kapı açıldı ve bir silahşor selam vaziyetinde içeri girdi. Enver Paşa’nın huzuruna götürüleceğimi fakat sarayda âdet olduğu üzere silahımın teslimini istedi. ‘Paşa’nın arkadaşıyım’ dedim, tabancamı çıkarmaya mecbur kaldım. Ayakta, silahım elimde, vaziyeti incelemeye vakit kalmadan Enver Paşa içeri girdi. Silahı elindeydi. Odanın bir başında ben, diğer başında Enver Paşa, silahlarımız elimizde bakıştık.”
“Mustafa Kemal Paşa bunları anlattıktan sonra sustu. Sordum: ‘Paşam bu ne demektir? Bir şey anlamadım.’ Güldü: ‘Hayır, iş düşündüğün gibi değil… Ziyaretin hususi ikametgâhlarında tertip edilmesi, bahçeyi gezdirmek vesilesiyle Cevat Abbas’ın uzaklaştırılması, beni silahtan tecrit etmek istemeleri, Enver Paşa’nın bir an içinde odaya girişi ve ev sahibi sıfatıyla bir kelime dahi konuşulmaması sır perdesini açacak mahiyettedir” buyurdular.”

‘Allahaısmarladık’ diyerek ayrıldı

“Bayramın üçüncü günü idi. Mustafa Kemal ile sevgilisi olan genç hanımefendi, Telli Çeşme karşısında ‘Yüksek Kahve’ denilen gazinonun bahçesindeki kameriyelerden birisinde buluşmak kararı almışlar. Randevuya hiç alışık olmayan ve bir erkekle ilk defa buluşacak olan genç kız, bir kere geldikten sonra orada oturmaya çekinir ve heyecan içinde eve dönmek ister.
Nihayet Mustafa Kemal kendisini ikna eder ve kalkarlar. Binek arabalarının bekleme mahalli olan meydanda bir kapalı arabaya atlarlar ve Sultan Hamit’in sürgün yeri olan Alatini Köşkü civarında meşhur Floka Gazinosu’na giderler. Bu gazinonun zevkle döşenmiş küçük hususi odalarından birinde iki genç baş başa kalırlar. Mustafa Kemal de nihayet bir insan idi, onun da bir kalbi vardı. Sevilmek tarafı kadar şiddetli olmasa bile, sevmek hassası her insan gibi onda da kuvvetli idi. Çok şık bir gençti, itina ile giyinirdi ve çok güzeldi. Genç bir kızın kendisine âşık olmaması, onu candan sevmemesi kabil değildi.

‘Onun ilk aşkıydı’
Anlaşılıyordu ki, Selanik’te mühim bir mevki işgal eden Ş… Paşa’nın (Selanik merkez kumandanı Şevki Paşa) genç kızına muallimlik ederken, ders programı içine nasılsa sevda faslı da karışmıştı. Bir tatil devresi kadar süren bu öğretmenlik, sılanın bayram ertesinden sonra bitmesi üzerine kesintiye uğrayacaktı. Mustafa Kemal için birkaç gün sonra İstanbul’a, mektebe dönmek zarureti vardı. İşte bu sebeple, Floka Gazinosu’nda sevdalılar baş başa konuşarak bir karara varmak zorunda idiler. Esasen bunu görüşmek bahanesiyle o kadar gizlenerek çekine çekine Flora Gazinosu’na gelmiştiler.
Gazinonun hususi odasında acı tatlı iki saat kadar konuştular, mücadele ettiler ve sonunda birbirlerinden ayrılmak kararını teessürle almak zorunda kaldılar. Bu macerayı benim gibi onun bir iki yakın arkadaşı biliyordu. Floka Gazinosu’ndaki görüşme hazin oldu. Mutaassıp bir ailenin namuslu kızı olan E… Hanım (Emine), daha konuşma başlayınca ayrılmamak çaresi olarak derhal evlenmek teklifinde bulunmuş ve ısrar etmişti. Mustafa Kemal Bey, tahsilini geri bırakamayacağını söylemiş ve belki de her şeyden evvel çok sevdiği vatanına karşı borçlu olduğu vazifelerini düşünerek bu emrivakiye rıza gösterememişti.
O, sevgilisine evlenmenin ileride daha makul şartlar içinde yeniden bahis mevzuu edilmesini çok rica ettiyse de, Mustafa Kemal‘i deli gibi seven genç kız iradesine hâkim olamayarak ayağa kalkmış, yaşlı gözlerini son defa olarak Mustafa Kemal’e çevirerek baktıktan sonra, ‘Allahaısmarladık’ diyerek süratle yanından ayrılmıştı. Mustafa Kemal, hayatında sadece bir defa bir kadın sevmiştir, bu sevgi de onun ilk aşkıydı.”

‘O kız bir daha evlenmedi’
“Çok seven fakat her şeyden önce aşkını meşru şekle sokmak için çırpınan genç kız ise, bu ilk aşkından sonra hiç evlenmedi, ilk aşkını kalbinde sakladı ve belki de bugün hâlâ hayatta olduğu için aynı kuvvetle saklamaya devam etmektedir. 1930 senesinde Ankara Şehremini idim. Vaktiyle Mustafa Kemal’e o derece şiddetle aşık olan bu sayın hanımdan bir mektup aldım. Aile dostluğumuza güvenerek, bir zata yardım edilmesinin, delaletimle Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya arzını rica ediyordu. O gece Çankaya Köşkü’ne gittim ve keyfiyeti Gazi’ye arz ettim, mektubu okudum. Derhal mümkün olan yardımın yapılmasını emir buyurdular.
Bu vesile ile de bu aşk macerasını hatırlayarak kısaca anlatırken, ‘Gençlik arkadaşım Asaf bu hikâyeyi iyi bilir’ diye ilave ettiler.”

MERT İNAN – MİLLİYET

Bir önceki yazımız olan Özge Ulusoy'dan Hacı Sabancı ve evlilik açıklaması başlıklı makalemizde Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Günleri, Hacı Sabancı ve Özge Ulusoy hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *