Arkadaşım Hoşgeldin’e katılan ünlüler

Tolga Çevik’in ‘Arkadaşım Hoşgeldin’ şovunu eleştirince, “Ekranda başka eğlendiren program var mı?” diyorlar. Durum vahim. Başka eğlendiren programı olmayan bir televizyon hali…
Bir ‘Güldür Güldür’ var, onun da eski bölümleri dönüp duruyor.
Komedi Dükkanı’ olarak bildik izledik, ‘Arkadaşım Haşgeldin’i.
Tolga Çevik’in Sinan Çetin’le isim hakkı konusunda sorunları olmuş. Çözemeyince böyle bir isim takmışlar. Değişiklik formata da yansımış, Ezgi Mola eklenmiş. Olayın püf noktası; kendisi görülmeyen yönetmenin komutlarına Tolga Çevik’in yaptığı ‘anlık’ espriler ve piyanist Özer Atik’in ‘sempatik’ hali. Hikaye bu…
Seyircinin skeçlere katılımıyla doğaçlama daha bir kaymaklı hale geliyordu. ‘Du’ diyorum çünkü şimdi durum değişti. Her bölümde “Acaba hangi ünlü katılacak?” diye beklemeye başladı izleyici. Ünlü konuk olunca, ‘aman karizma çizilmesin’ kaygısı öne çıkıyor. Onlar da haklı, “Millete kepaze olmayalım” diye kasıyorlar.
“Peki Ezgi Mola neden orada?” diye ev ahalisi bana soruyor. “Vardır bir bildikleri” diyorum. Sonuçta ahalinin gördüğünü, progamı hazırlayanlar da görüyordur.
İnce bir nüans vardır biz anlamıyoruz diyerek bu konuda fazla yorum yapmıyorum. Sadece, programı sade döner keyfinde izlemek istediğimi hissediyorum. Pirinçdi, bulgurdu istemiyorum.

TÜLİN ŞAHİN TÜYOLARI

Anlamadığım bir olaydır. Ayakkabı konusunda laf ederim, elbise keza…
“Yakıştı mı?” sorusuna cevap veremediğim tek aksesuar, çanta. Kime yakışır, nasıl yakışır bilemem.
‘Tülin Şahin ile Moda’da denk geldim. Ufkum genişledi.
Şahin, hangi çantanın kime yakıştığını kısa ve öz anlattı. Kalçası büyük kadınlar, omuzdan aşağı uzanan çantaları almayacak. Göğüsleri büyük olanlara kol altında taşınan çantalar olmaz. Çanta, kadının görülmesinden rahatsız olduğu ayrıntıları da saklama görevi görüyormuş. Siyah bir elbiseyle taşınacak kırmızı çanta, tüm dikkatleri dağıtıyor. Yani cafcaflı çantaların da böyle bir ‘görevi’ var. Millet çantaya odaklanıyor siz de rahat rahat geziyorsunuz.

DİZİ BİR BAHÇENİN İÇİNDE

‘Bugünün Saraylısı’nı yine ev ahalisiyle birlikte izledik. Faydalı oluyor. Evin içindeki reyting, ülke çapında ölçümlerin küçük bir göstergesi… İzlerken her sahne üzerine de konuşuluyor.
Dizide olaylar bahçede başlıyor, bahçede bitiyor. İşini bitiren kapıdan çıkıyor; arabasına binip, gidiyor. Bir sorun varsa arabasına binip tekrar geliyor, kapıdan içeri girip olaya dahil oluyor.
Son bölümde Feride fenalaştı, tüm ahali hastaneye gitti. Yani mekan değişti, yalı ve bahçe nefes aldı.
Peki dizi nasıl? Her hafta izlemeniz gerekmeyenlerden. Yani sıkmıyor, sadece dedikodulara takılıp zaman geçirilebilir bir yapım.

SİNA KOLOĞLU

Bir önceki yazımız olan Pınar Altuğ-Yağmur Atacan'ın çocuğu 5 yaşında başlıklı makalemizde Pınar Altuğ, Pınar Altuğ Yağmur Atacan çocuğu ve Yağmur Atacan hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *