Arka Sokaklar dizisinin kamera arkası

Erler Film’in “Arka Sokaklar”ı, “Türk Polisi’nin aile ve iş hayatını ekranlara yansıtmış en uzun soluklu dizi… Arka Sokaklar’ın kamera arkasına konuk oldum; dublajından montajına, sesçisinden ışıkçısına, yönetmeninden başrol oyuncusuna ve tabii sokaktaki çekimleri taciz eden ilkokul çocuklarına kadar herkesle konuştum. Sekiz yıldır devam eden bir dizinin oyuncularına sorulmayan soru kalmamış tabii… Herkesten konularını kendilerinin belirlemesini istedim ve bakın kimler neler anlattı…

‘Reytingi yüksek yapımların hepsi dublajlı’

Çekim yapıldıktan sonra kurgulanan görüntüler yayın haline geliyor ve seslendirme için dublaj yönetmeni Tuğba Özyoldaş’a teslim ediliyor.
Dublaja gelen görüntülerin önce “redaksiyon”u yapılıyor. Çünkü oyuncular çekim esnasında, senaryodaki kelimeleri birebir söylemiyor, doğaçlama kelimeler ekleyip çıkartabiliyor. Bu değişikliklerin gözden geçirilmesi yaklaşık 14 saat sürüyor.
Sonrasında oyuncuların çekim programlarına göre dublaj programı hazırlanıyor. Oyuncular çekimde olmadıkları zamanlarda stüdyoya girip seslendirmelerini yapıyor. Uğur Pektaş dışında herkes dublajını kendi üstleniyor.
Dizinin dış mekân çekimleri, iç mekân çekimlerine göre daha fazla. Dış mekânlardaki gürültülere, dizideki silah ve patlama sesleriyle oyuncuların hareketliliği de eklenince “Arka Sokaklar” sesli çekilemiyor…
Dublaj ekibinin iddiasına göre reytingi yüksek yapımlar her zaman dublajlı yapımlar olurmuş… Sesli çekilen yapımlarda izleyici sesi anlamak için kulak kabartmak zorunda kalsa da dublajlılarda tertemiz bir ses, izleyiciyi yapıma bağlarmış…

En fotojenik “Rıza Baba”

Çekimler esnasında bana “Arka Sokaklar”ın set fotoğrafçısı Murat Ünal eşlik ediyor. Murat sadece “Arka Sokaklar”ın fotoğraflarından sorumlu, Erler Film’in diğer dizisi “Küçük Ağa”nın fotoğrafçısı ayrı. Her bölüm için çektiği fotoğraf sayısı ortalama 60, yapım tarafından elendikten sonra kullanılansa 15 civarı. Bu fotoğraflar hem “Kanal D”nin web sitesinde kullanılıyor hem de basına servis ediliyor.
Biraz sıkıştırıyorum Murat’ı “Dizide kim daha fotojenik?” diye… Kaçamak cevaplar veriyor… Ben de Murat’ı kandırmak zorunda kalıyorum ve “Tamam, ses kaydını kapattım” diyorum…
Gülümseyerek cevap veriyor Mura Ünal: “En fotojenik Rıza Baba”… Üzgünüm sevgili Murat…

arka sokaklar makyaj

‘İyi efekt iyi bütçe!’

Devrim Arıkan 10 yıldır sektörde. Post Production’cu. “Arka Sokaklar”da gördüğümüz patlama, yangın sahnelerinin hemen hemen hepsi gerçek ve çok nadir olarak efekt ekleniyor. Sadece bazı dövüş sahnelerinde dublör var. Çatışma sahnelerindeki kurşunların efektlerini ve çatışma sahnelerinde kurşun deliklerini seyirci olarak göremediğimizi sorunca ,“Hem zaman, hem bütçe, hem teknoloji işi” yanıtını alıyorum.

arka sokaklar dizisi kamera arkası

‘Reklam arası dizi çekiyoruz!’

“Arka Sokaklar”ın yönetmeni Orhan Oğuz sektörün duayenlerinden… Konuşmaya başladıktan iki dakika sonra yönetmen Orhan Bey’i unutup, Orhan Abi’ye, diziyle ve hayatla ilgili ne konuşalım diyorum…
Hemen soruyor “Senaristlerle konuştun mu?” diye… “Hayır konuşmadım, konuşabilir miyim?”
Senaristlerin nefes alacak vakitleri yok… Orhan ağabey anlatmaya başlıyor…
Senaryo üç kişinin; Ahmet Yurdakul’la oğulları Ozan Yurdakul ve Sinan Yurdakul’un kalemlerinden çıkıyor. Erler Film’in diğer reyting şampiyonu dizisi “Küçük Ağa”nın senaryosu da aynı senarist kadrodan…
Oğuz, “Başta 60 dakika dizi çekerken şimdi 130 dakikalara çıktık. Neredeyse reklam arası dizi izliyoruz” diyor ve dizi sürelerinin kısaltılmasının daha iyi olacağını ekliyor!
Diziden dolayı “Polis Teşkilatı”ndan gelen övgüler kadar şikayetler de oluyormuş… Bir gün bir baba, kızı kaybolduğu için karakola gitmiş ve “İşte kızımın cep telefonu numarası, adı ve soyadı… Kızım kayıp…” demiş. Aradan 10 dakika geçince, daha yazılı ifadesi bile alınmamış olan baba, polislere sitem etmiş, “10 dakika oldu, kızımı bulamadınız mı? ‘Arka Sokaklar’da olsa çoktan bulunmuştu!” diye… Orhan Oğuz’a da bir komiser anlatmış bu hikayeyi ve eklemiş” Keşke sizin kadar hızlı çözebilsek her sorunu” diye…
Yönetmen Oğuz, “Arka Sokaklar”ın çekimlerinde üç kamera kullanıyor ve kameralar gerçek polis kameraları gibi sürekli omuzlarda ve hareketli…
Genelde gerçek olaylar işleniyor. “İzleyiciyi bir kez yakaladım mı, bir daha bırakmam” diyor Orhan Oğuz…

‘Takımın kaç gol atmış merak edilmez mi?’

Özgür Ozan  (Hüsnü Çoban Komiser)

Özgür Ozan’la dizi süreleriyle ilgili konuşurken, çok ilginç bir örnekle sektörü anlattı:
“Amerika’dan bir yönetmen ya da oyuncu ülkemize geldiğinde ‘Kaç film ya da kaç bölüm dizi çektin?’ sorusuna, ‘Sekiz yılda 300’den fazla bölüm’ cevabı aldıklarında şaşırıp kalıyorlar ve ‘O zaman sen milyonersin’ diyorlar… Sonuçta Amerika’da bu adamlar bizim iki yılda gerçekleştirdiğimiz projeleri, meslek hayatları boyunca gerçekleştiriyor ve milyon dolarlar kazanıyorlar… Onlara dizi senaryoları sezonun tamamı yazılmış bir şekilde gidiyor. Bizdeyse süreler kısıtlı ve devamlı bir şeyler yetiştirme telaşımız var.” Ozan’ın sekiz yaşında bir oğlu var ve “Oğlunuz oyuncu olur mu?” sorusuna “Müziğe karşı eğilimli” yanıtını verdi.
“Ya tiyatro?”
Ozan, “Maalesef tiyatro oynamaya vakit bulamıyorum” dedi.
Özgür Ozan “reyting?” sorumu ise başrol oyuncularından olduğu “Arka Sokaklar” dizisini kastederek, “Takımım hangi sırada, kaç gol atmış tabii ki bilmek isterim ve takip ediyorum” diyerek yanıtladı.

‘Tiyatro oyuncunun arınma yeridir’

Zafer Ergin  (Rıza Baba – Emniyet Amiri Rıza Soylu)

Zafer Ergin’le tam sohbete başlıyoruz ki bir şikâyetini dile getirdi:
“Röportajlarda hep aynı sorular soruluyor, 40 dakika konuşuyoruz, yazılı basında bu bir fotoğraf ve altında dört cümleyle kısaltılıyor!”
Ergin’in bağlama çaldığını ve türkü söylemekten keyif aldığını biliyor muydunuz?
Çaldığı diğer enstrümanlar mandolin, saz, bateri, kaval, zurna, ud ve cümbüş… Hatta bir ara zurnayla tutkunu olduğu caz parçalarını çalmayı denemiş. Ama zurnanın gereksinimi olan burundan nefes alırken aynı anda ağızdan üfleme tekniğini becerememiş.
Konu tiyatroya gelince hem kendisinin tiyatro oynamamasından hem de tiyatro oyununa oyuncuların yeterince önem vermemesinden yakındı Ergin:
“Tiyatro, oyuncu için bir arınma ve rahatlama yeridir. TV sektöründeki oyuncuların yaklaşık yüzde 75’i tiyatro değil popülarite kökenlidir.”
Zafer Ergin, televizyonla çok kısa sürede kitlelerin “istenilen yere” getirilebileceğini vurguladı ve ekledi:
“Türkiye’nin kültürel, sosyolojik, psikolojik haritalarını çıkartmak için bir haftalık tele-vizyon yayın akışını ve yapımların izlenilirlik oranlarını değerlendirmeniz yeterli.”

Ekibin en yenisi ve en eğlencelisi

Gülcan Arslan (Leyla Candaş Komiser)

Gülcan Arslan “Arka Sokaklar”a son katılan oyunculardan… Reytingleri sorunca, “Hemen her bölümde bakarım. Eskiden hep birdik ama şimdi üç beşlerdeyiz” dedi.
Arslan’ın konuşması ve kurduğu cümleler eğlendiriyor dinleyeni… Edatmış, zarfmış, üç yüklem, beş özne çok daha önemli değil Arslan için… Çoğu cümlenin içinden çıkamadık zaten ve hep kahkahalarla noktaladık cümleleri…
Pozitif insan Arslan, dizilerin sürelerinin kısalması gerektiğini düşünse de, bu işin bir arz ve talep dengesi olduğunu, yapımcıya ve kanala da para kazandırılması gerektiğini söyledi.
Arslan, sosyal medyaya çok uzak… Sadece aktif Instagram kullanıcısı, o da sadece birkaç paylaşım… “Marka yönetimi?” deyince yanıtı, “Twitter, Facebook? Ne paylaşacağım ki orada, “Acıktım, çok eğleniyorum gibi şeyler yazmaya utanırım ben” oldu.

’500’üncü bölüm yolunda ilerliyoruz’

Şevket Çoruh  (Mesut Güneri Komiser)

Diziye başladığında yapımcı Türker İnanoğlu, Şevket Çoruh’a, “Bu dizi 300 bölüm gider” demiş. Bunu çok iddialı bir tahmin olarak gören Çoruh, “Ama şimdi 500 yolunda ilerliyoruz” dedi.
Çoruh, konuşkan biri değil, ama mevzu klasik otomobil olunca iş başka. Çünkü klasik otomobil kullanıyor, maketlerini biriktiriyor, tarihçelerini okuyor.
Çoruh, menajer kullanmıyor, Türkiye’deki menajerlik sisteminin “hazıra markaya konmak”tan ibaret olduğunu ve yeni mezun gençlere doğru yönlendirme yapacak marka yöneticisi ve menajerlere ihtiyaç duyulduğunu ekliyor.

‘Sosyal medya boş muhabbet’

Uğur Pektaş (Murat Ateş Komiser)

Sette ayaküstü sohbet ettiğim Uğur Pektaş’ın söyledikleri ilginçti:
“İnsanlar günümüzde çok vahşileşti, bazen gülerken bile gözlerinde vahşi bir hayvan görüyorum. “Arka Sokaklar” dizisinde dostluk ve arkadaşlık var, günümüzde bu duygular çok nadir yaşanıyor. Bu nedenle insanların bu sevgi duygularına özenerek diziyi izlediklerini düşünüyorum. Arkadaşlıklar, dostluklar, kadın erkek ilişkileri hep bir menfaat üzerine kurulmuş!”
Sosyal medya kullanmıyor… “Dokunarak iletişim”den yana… “Sosyal medyada boş bir muhabbet var. Dokunamadığınız insanı algılayamazsınız. Sosyal medya, bilgisayar oyunu gibi; herkes bir karakter seçiyor ve olmadığı bir karakteri orada yaşıyor”dedi. Ve röportajın bombası!
“Sosyal medyada hangi mecrayı kullanıyorsunuz?” soruma Pektaş, “Benim ‘WhatsApp’ım var” yanıtını verdi.

Bir önceki yazımız olan Hasibe Eren polisle pazarlık yaptı! başlıklı makalemizde Hasibe Eren hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *