Alice Munro Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı

Nobel Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Kanadalı yazar Alice Munro oldu. Gönlüm Murakami’nin kazanmasından yanaydı ama Munro’ya da çok sevindim. Seksen yılı devirmiş, tam da yazmaktan vazgeçmişken gelen bu ödülden sonra fikri değişir yazmaya devam eder diye umuyorum. Çünkü çok özel bir deneyim Alice Munro öyküleri okumak ve kendisi ara vermeksizin yazmasını bencilce isteyeceğim yazarlardan.
Haftanın yedi günü sabah 8’den 11’e kadar yazarmış. Çocukları küçükken, onlar okuldan gelene kadar… Eşiyle birlikte açtıkları kitapçı dükkanında çalıştığı dönemlerde ise, herkes uykuya yattıktan sonra. Yazı yazmaya vakit bulamadığında da kafasının içinde dolaşıp kağıda dökülecekleri günü beklermiş öyküleri. Yola roman yazmak üzere çıkıp, öyküyle devam etmesi de bu hayat koşullarıyla ilgili. Roman yazarken çocuklarla ve ev işleriyle birlikte hareket edemeyeceğini görünce, öyküde karar kılmış. “Birilerinin başına gelen bir şey hakkında hikayeler yazmak, okuyucuyu hikayeyi okurken şaşırtmak istiyorum,” diyor. Artık edebiyatta, aslına bakarsanız hayatta da, çok fazla şaşırmadığımız bir dünyada bunu ustalıkla yapıyor Munro. Hep yaptı. Hem elimizde kitap, donup kalmamızı sağladı hem ‘iyi öykü’nün tadına varmamızı.
Alice Munro’nun Türkiye’deki yayıncısı Can Yayınları. Yayınevi, 2011 yılında yazarın, ‘kendinden başka kimseden korkmayan kadınların öyküleri’ni kaleme aldığı “Bazı Kadınlar”ı, 2012 yılında da bugüne kadarki en cesur öykülerinin toplandığı “Çocuklar Kalıyor”u yayımladı. Önümüzde uzun bir bayram tatili var. Alice Munro’yu keşfetmeye bu iki kitapla başlayabilirsiniz.
Bu arada yazarın bir diğer kitabı “Hateship, Friendship, Courtship, Loveship, Marriage / Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik” ise yine Can Yayınları etiketiyle, kasımda İstanbul Kitap Fuarı’nda okurlarla buluşacak. Kitapla aynı adı taşıyan öyküden sinemaya uyarlanan film de, bu yıl Toronto Film Festivali’nde görücüye çıktı.
Kitabın ve filmin adı, bir oyundan geliyor. Sizin ve hoşlandığınız kişinin isimlerindeki aynı harfleri çıkarıp, geri kalan harflerin sayısı kadar, nefret, arkadaşlık, flört, aşk, evlilik kelimeleri üzerinde ilerliyorsunuz. 1 nefret, 2 arkadaşlık, 3 flört… Elinizdeki toplam rakam hangi kelimede kalıyorsa beğendiğiniz kişiyle gelecekteki ilişkinizin akıbeti ortaya çıkıyor. Joanna’nın, bakıcılığını yaptığı Sabitha’nın babası Ken’le sahte mektuplar üzerinden girdiği ilişkiyi, dokunaklı ama hayata inanmamızı da sağlayarak anlatan müthiş bir öykü bu.
Kristen Wiig’in Joanna karakterini canlandırdığı filmde, Ken’i Guy Pearce, Sabitha’yı ise Hailee Steinfeld oynuyorlar. Filmin yönetmen koltuğunda, çektiği belgesel ve kısa filmleriyle tanınan yönetmen Lisa Johnson oturuyor. Toronto Film Festivali’nde gösterilen film, eleştirmenlerden olumlu değerlendirmeler aldı. Variety’nin film eleştirmeni Justin Chang, özellikle Guy Pearce’ın oyunculuğuna tam not verdi. Önümüzdeki sezon, direkt DVD ile çıkma kararı almazlarsa, Alice Munro’yu Türkiye vizyonunda görme olasılığımız yüksek.
Bu arada, kasımda çıkacak olan kitaptaki son öykü “Ayı, Dağı Aştı Geldi” de “Ondan Uzakta” adıyla beyaz perdeye aktarılmıştı. 1974’ten bu yana uyarlanıyor öyküleri. Velhasıl sinema seviyor Munro’yu. Edebiyatın sevdiği de ortada. Türkçeye çevrilmeyi bekleyen 13 kitabı daha var. Umarım bir an evvel, art arda hepsini Türkçede görme şansımız olur.

Filiz Aygündüz

Bir önceki yazımız olan Hande Soral Pascal Nouma aşkı! başlıklı makalemizde hande soral, pascal nouma ve Serdar Ortaç hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *