AKP darbeye ‘3 Temmuz’ diyebilir mi?

Geçen haftanın ilk üç günü Kahire’de CHP heyetinin temaslarını izlerken şu dikkatimi çekti: Bazı Mısırlılar, belki darbeye “darbe” dememek için ya da muhatabının darbe olarak gördüğüne “devrim” diyerek gerilime neden olmamak amacıyla, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin şahsında Müslüman Kardeşler’in ordu tarafından iktidardan indirilmesine sadece “3 Temmuz” diyorlardı… Böylece ortamdaki herkes “3 Temmuz”dan neyi anlamak istiyorsa onu anlıyor ve sert tartışmaların önü alınmış olunuyordu.
Bu “3 Temmuz”, darbeden sonra AKP liderliğinin takınmış olduğu tepkisel militan aktivist tavır nedeniyle krize giren Türkiye-Mısır ilişkilerini kurtarmanın formülüdür diye düşünüyorum. Bu görüşümü bir anekdotla desteklemek isterim.
Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ve İstanbul Milletvekili Osman Korutürk’ten oluşan CHP heyeti, Kahire’deki en önemli görüşmelerinden birini devrik Mursi hükümetinin iki eski bakanıyla yaptı. Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Dr. Amr Darrag ve Yerel Kalkınma Bakanı Muhammed Ali Beşir…
Dr. Darrag’ın ilk sözleri, “Sadece AKP ile iyi ilişkiler inşa ettiğimizi düşünenlerin izlenimi yanlıştır. Hükümette olmasak bile biz bütün Türkiye ile iyi ilişkiler istiyoruz” oldu. Loğoğlu ise şu cevabı verdi: “Burada ne olursa olsun, darbe, askeri müdahale ya da devrim, bu sizin meselenizdir.”
Emekli Büyükelçi Loğoğlu’nun sözleri, “3 Temmuz formülü”nün söyleme dönüşmüş haliydi…
“Diplomatik akıl”, aşağıdaki şu hususları dikkate aldığı için Mısırlılarla ilişkilerinde darbeye “darbe” ya da “devrim” demekten kendisini sakınır:
Türkiye’nin bütün Mısır’ı kucaklamamak gibi bir lüksü olamaz. Mısır’ın iç sorunlarında taraf olmak, Mısır sokağını küçümseyen ve küstüren bir yaklaşımdır. Taraf olunduğu takdirde sonuç, Türkiye’nin Mısır’da bugüne kadar halktan halka ve devletler arasındaki ilişkilerde elde ettiği kazanımların kaybı olacaktır. İşte maalesef Başbakan Erdoğan tam da yapılmaması gerekeni yapıp, Mısır’ın iç sorunlarında taraf olduğu için bugün “Mısır sokağı”ndaki kutuplaşmanın simgelerinden birine dönüşmüş bulunuyor.
Erdoğan’ın Mübarek döneminde, Mübarek’in yapamadığı İsrail karşıtlığını yapmak, “Arap Baharı”nda ise Mübarek’e “Halkının sesini dinle ve istifa et” demek suretiyle Mısır sokağında kazandığı sempati, bugün ekseriyetle bir “Erdoğan karşıtlığı” halini almış durumda. “Anti-Erdoğanizm”le kalmıyor tabii, onunla birlikte imaj kaybına uğrayan bir Türkiye de söz konusu. Bu tespiti sadece CHP heyetinin görüştüğü Mısırlı siyasetçilerin olumsuz ifadelerinden hareketle yapmıyorum; ciddi “imaj kaybı” Kahire’de konuştuğumuz, Mısır’da mukim istisnasız bütün Türklerin üç aşağı beş yukarı kabul ederek naklettiği bir gerçek…
Maalesef AKP liderliği yukarıda sözlerini naklettiğim Mursi’nin eski bakanı kadar diplomatik olmayı beceremedi ve Türkiye-Mısır ilişkilerini “AKP-İhvan” parantezine hapsederek dar yorumladı.
Ortadoğu’da reel politikayı gözetmeyenlerin varacağı yer, halkına ve ülkesine karşı sorumluluk duymayan bir siyasi aktivizm çizgisidir. Nihayet, şu dört parmak selamının sosyal medya aktivistlerine terk edilmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Çünkü Mısır’da bu İhvan’ın öngörülebilir gelecekte yeniden iktidar olma şansı bulunmuyor. En iyimser senaryo, zayıflatılmış bir İhvan’ın yeni bir kimlikle Mısır siyasetinde rol oynamaya devam etmesi. Neticede AKP’nin çökmüş ve tükenmiş Ortadoğu politikası, kullanmasını bilen muhalefete büyük fırsatlar ikram ediyor.
CHP de artık bir “olumsuz aktör”e dönüşmüş bulunan AKP liderliğinin gidemediği ülkelere giderek boşluk dolduruyor, yan kanallar açıyor ve olumlu bir gündemle “gölge dış politika” uyguluyor.
Kahire’de CHP’ye ilgi büyüktü. CHP bu ilgiyi AKP’nin olumsuz aktörlerine borçludur. AKP’nin kaybettiği Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine giderek orada Türkiye’nin AKP’den ibaret olmadığını anlatmak, gelecekte enkaz edebiyatı yapmaktan evladır.

Bir önceki yazımız olan 13. İstanbul Bienali'nde dikkat çekenler başlıklı makalemizde 12 Eylül, 13. İstanbul Bienali ve Akatlar Kültür Merkezi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *