Abdullah Öcalan’ın yeni hücresinin özellikleri

21 August 2013 Wednesday, 02:35

BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın verdiği bilgiye göre Öcalan adaya ilk getirildiği 8 metrekare daha geniş olan hücreye taşındı. Öcalan ‘Önder olmayı ben seçmedim, siz yaptınız. Ama bana enstrüman gibi davranırsanız sürece katkı sunamam’ dedi

İmralı’da Abdullah Öcalan’la yaptıkları görüşmeyi ve sonrasında yaşananları DİHA’ya anlatan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş “Üst solunum yolları ve göz yaşarması ile ilgili problemlerinin devam ettiğini biliyoruz. Ama genel olarak morali, heyecanı ve fiziki sağlık durumu yerindedir” dedi.
Öcalan’ın BDP’den milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, medya mensupları, aydınlar, yazarlar ve akil insanlarla görüşmek istediğini ifade eden Demirtaş, “Konumu stratejik olarak hesaplanacaksa bu görüşmelerin önünün açılması gerekiyor. Kendisinin dış dünya ile temasının ve ilişkilerinin süreci ilerletecek bir konuma kavuşturulması gerekiyor” dedi. Demirtaş, Öcalan’ın yerinin değiştirilmesine yönelik taleplerinin Adalet Bakanlığı’nca yerine getirildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Sayın Öcalan, 2009’dan bu yana kaldığı dar hücresinden yeni yerine geçmiş durumdadır. Yeni yeri de ilk götürüldüğünde kaldığı yerdir. ‘Özel yer yapıldı. Saray yapıldı’ gibi manipülatif tartışmalar yapılıyor. Bu doğru değildir. İlk getirildiği yerde kalıyor. Bu diğer hücreye göre biraz daha geniş bir yerdir. Adanın içinde nerede yapılırsa yapılsın oradaki insanın konumu tecrittir. Bunun başka açıklaması olamaz. Kendisinin dış dünya ile ilişkisi yeniden düzenlenirse Sayın Öcalan bu şekilde çözüm sürecine daha fazla katkı sunabilecek.”

Bana stratejik yaklaşın

Demirtaş, BDP heyeti ile görüşmesinde, kendisine enstrüman gibi yaklaşılmasından yakınan Öcalan’ın şu sözlerini aktardı: “Şahsım için, şahsi durumum için bunu söylemiyorum. Benim önderlik pozisyonumu, sürece dair rolümü ve pozisyonumu oynamam için devlet de halk da BDP de sürekli bana baskı yaptı. Ben bu rolümü şimdi oynamak istiyorum. Dolayısıyla bana bu baskıyı yapanlar, benden ricada bulunanlar şimdi önümü açmalıdır. Ben dayatarak, zorla kendimi önder yapmadım. Siz istediniz. Rol almamı istediniz. Ben de şimdi rolümü oynuyorum. Suriye ve Mısır’da Ortadoğu’da yaşanan bu kaotik durumda ve Türkiye’de yaşanan süreçte pozitif rol oynamam isteniyorsa, benim imkanlarımın sürece daha fazla müdahale edebilecek düzeyde geliştirilmesi ve artırılması gerekir. Bu da benim konumumun araçsal bir konum olmaktan çıkarılıp, stratejik bir konuma evrilmesi demektir.”

‘Katı tutum’ yok
Demirtaş, hükümetin 1 Eylül öncesi ve sonrasında Öcalan’a yaklaşımın stratejik bir değişimi içermesinin süreç açısından çok önemli olacağına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Doğrusu bu konuda bazı belirtiler vardır. Devlet ve hükümet kanadında çok katı bir tutum olduğunu söyleyemeyiz. Ama tatmin edici ve bu konuya denk düşen bir girişimi de ortaya çıkarmış değiliz. Sayın Öcalan 1 Eylül ve 15 Ekim tarihlerini vermesinin nedeninin hükümetin konuya stratejik yaklaşmıyor olmasından kaynaklı olduğunu söylüyor. Bunu bir tehdit ve şantaj olarak sunmuyor. Hükümetin stratejik davranmamasından dolayı kendisi süreci takvimlendirmenin önemli olduğunu düşünüyor. Kendisi bu tarihlerle ilgili 1 Eylül’de adım atılmazsa 2 Eylül’de süreç biter gibi bir katı yaklaşımda değil. Sayın Öcalan’a araçsal yaklaşımdan vazgeçilmeli, önünün açılması ve görüşmelerin normale dönmesi lazım. Kendisi ile ilgili söylemler terk edilmelidir. ‘Terörist’, ‘Bölücübaşı’ gibi kavramlardan hükümetin ve medyasının vazgeçmesi lazım.“
Demirtaş, Öcalan ile devlet heyeti arasındaki görüşmelerin devam ettiğini ve görüşmelerde esaslı bir tıkanmanın söz konusu olmadığını söyledi. Avukatları ve gazetecilerle görüşme isteğini yenileyen Öcalan’ın, “Mutlaka avukatlarımla görüşmem lazım. Şu ana kadar bunu sorun etmedim. Çünkü sizinle ve heyetle görüşmem oluyordu. Bundan sonraki aşamada avukat meselesinin ve medya mensuplarının gelişinin sorun edilmemesi lazım” dediği belirtildi.
Demirtaş, çözüm sürecinin birinci aşaması ile ilgili kendisinden istenen ne varsa tamamen yerine getirdiğini ifade eden Öcalan’ın, “Bizim yaptığımız görüşmelerde benden beklenen, çatışmaları ve ölümleri tamamen durdurmak ve geri çekilmeyi başlatmaktı. Ben bunların hepsini yaptım” dediğini aktardı.
Demirtaş, “Ölümler sıfır noktasına gelmiştir. Birinci aşama bunun olmasıydı ve bu oldu. Şimdi mutabakat yokmuş gibi rakamları konuşmak ipe un sermektir. Hükümetin ve Başbakan Erdoğan’ın bunlardan vazgeçmesi lazım. Bu işi çözmenin iddiasında olan bir Başbakan yüzdelik hesaplar yapmaz. ‘Ben zaten onları indireceğim gitmelerine bile gerek yok’ demesi lazım. Kendine güvenen Başbakan çıkıp bunu söyler” dedi.

Dayatma yapmamalı
Demirtaş, hükümetin, Öcalan’ın önerdiği 8 komisyona ilişkin somut yol kat etmediğine de vurgu yaparak, “İlerleme kat etmeye yardımcı olacak bir paket olursa biz desteğimizi sunarız. Tek taraflı sadece kendi hassasiyetlerini dikkate alan ve dayatmacı bir paket açıklanırsa bizim bunu kabul etmemiz mümkün olmaz. Bu bir pazarlık süreci değildir. Kimse kimseye dayatmada bulunamaz. Hükümet dayatma ile karşımıza çıkarsa bu süreci zorlar” dedi.

NAMIK DURUKAN / Ankara

 

Bir önceki yazımız olan HSYK'dan Bozdağ'a cevap başlıklı makalemizde bekir bozdağ, bekir bozdağ dayak ve bekir bozdağ yumruk hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz