ABD’nin Kıbrıs’taki rolü

Suriye krizi başta olmak üzere Ortadoğu’da önemli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Akdeniz savaş gemilerinin demirlediği liman haline gelmiş durumda. İşte böyle bir ortamda Kıbrıs sorunu konusunda “sorunun çözümü için iyimserlik yaratacak” adımlar atılamıyor. Başta BM ve uluslararası aktörlerin öncelikleri arasında şu an için Kıbrıs yok. Ama ekim ayından sonra başlayacak hareketlenme Kıbrıs’ı tekrardan gündem oturtabilir. Kıbrıs sorunun çözümü bölgedeki sorunlara olumlu yansıması olabilir. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve yeni Dışişleri Bakanı Özdil Nami ile konuştum. Eroğlu Kıbrıs sorunun ‘unutulmadığını, aksine Ekim’de canlanacağını’ söylüyor.

Sayın Cumhurbaşkanı göreve başladığında, “Görüşmelere kaldığı yerden başlamaya hazırım” demişti. Bunu anımsatıyor ve “Rumlar yeni bir yöntemle mi yoluna devam edecek yoksa (Rum Cumhurbaşkanı) Anastasiadis süreci kaldığı yerden mi devam ettirecek?“ diye soruyor. “Kıbrıs’ta bir anlaşma için Türk tarafı olarak elimizden geleni yapıyoruz. Ama Anastasiadis zamana oynar ve sorunu çözmek istemez bir görüntü çiziyor” diye ekliyor. Hatırlatmakta fayda var, Nikos Anastasiadis göreve gelmeden önce uluslararası aktörlere “loose federation” yani gevşek federasyonlu bir çözümden bahsediyordu. Ada’da yaşanan “mevcut yapının” devamını istiyordu. İpleri Rum Ulusal Konseyi’nin eline verene kadar…

Konsey ve Kilise’nin şiddetli baskılarına maruz kalan Anastasiadis, şimdi görüşmelerin başlamaması için ayak sürüyor. Tepkilerden çekiniyor. Bunu Rum bir meslektaşım, “Anastasiadis sorunun çözümü noktasında adım atmak istiyor ama fanatikleri nasıl susturacak bunun formülünü arıyor” şeklinde yorumluyor. Ki Anastasiadis bir konuşmasında, “Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözüm bugünkü ekonomik krizin aşılmasına da yardımcı olabilir” sözlerini kullandı. Bu aslında Rum halkına ve Kilisesi’ne de, “çözümün önünde durulmazsa, ekonominiz refaha çıkar” mesajıydı. Yani “çözümü destekleyin” diyor Rum lider.
Dışişleri Bakanı Nami ise, sorunun çözümünün Ortadoğu’da olumlu yansımalarının olacağını savunuyor. Türkiye-AB ilişkilerinin de enerji kazanacağını ve nefes alacağını anlatan Nami, “Ankara ile istişareler halinde süreci yürüttüklerine” vurgu yapıyor. Cumhurbaşkanı Eroğlu ile “uyumlu bir çalışma beklentisi içinde olduklarını” kaydeden Nami, “disiplinli bir çalışma sonunda Kıbrıs’ta ikinci bir referandumun yapılacağını” belirtiyor. Eroğlu da, yeni hükümet CTP-DP koalisyonu ile “uyumlu çalışacaklarını” düşünüyor. Eroğlu ile Nami 22 Eylül’de New York’a gidecek ve görüşmeler yapacak. Rum medyası da son dönemde ABD’nin süreçte aktif rol alacağını iddia ediyor. ABD zaten süreçten hiçbir zaman “kopmadı”… Bölgesel politikalarına göre Kıbrıs sorunu ile yakından ilgilendi, ilgileniyor. Suriye’deki gelişmeler ve Ada’daki petrol bu yakınlığı daha da artırabilir.
Ada’da kurulan CTP-DP koalisyonun hükümet programı açıklandı. Programda yıllardır söylenen ‘maddeler’ var. Ancak ekonomik konularda atılacak adımlar ‘demokratikleşme ve sivilleşme’ cümleleri arasında “saklanmaya” çalışılmış durumda. Ekonomik İşbirliği noktasında Ankara ile “istişare yapılmış” değil. Gerçekçi ve tutarlı bir görüntü yok ortada. Ankara’nın “hayır demesi yüksek” konularda adım atılınca ne elde edilecek bunu açıklamak gerekir. Soru şu, “CTP-DP iktidarı Ankara ile kavga ederek mi yoluna devam etmek istiyor?” CTP’li bir yetkili bunu şöyle yorumluyor, “Ankara ile kavga ederek yolumuza devam edemeyiz. Bu havayı yaratmak bize bir şey kazandırmaz…” İzleyip göreceğiz.

Bir önceki yazımız olan İstanbullu olmaktan utandım başlıklı makalemizde ASALA, atatürk ve İstanbul hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *