Abbas Kiarostami röportajda İran Sineması’nı anlattı

Geçen hafta sona eren 51. Antalya Film Festivali’nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilen, Altın Palmiye ödüllü Abbas Kiarostami ile sinemaya bakışını ve kariyerini konuştuk.

Dünyanın en önemli sinemacı ve sanatçıları arasındaki yerini 1970’lerden beri koruyan dâhi yönetmen Abbas Kiarostami, 51. Antalya Film Festivali’nin uluslararası bölümünün konuğuydu. Festivalden Yaşam Boyu Başarı Ödülü alan yönetmen sorularımızı yanıtladı.

Son iki uzun metrajlı filminizi İran’da çekmediniz. ‘Aslı Gibidir’ İtalya’da; ‘Sevmek Gibi’ ise Japonya’da geçiyordu. Ülkeniz İran’da film çekmeyi özlüyor musunuz?
Elbette. Kendi dilimde ve kültürümde film çekmek her zaman daha fazla arzu ettiğim bir şeydir. Ama şartların uygun ve benim istediğim gibi olması gerekir. Şartlar olgunlaştığında İran’da film çekmek için kafamda fikirler var.

‘Döneceğim yer İran’dır’

Çok ünlü bir sözünüz var, “Ağaçlar köklerinin olduğu yerden sökülürse meyve vermez” diye. Avrupa’da çektiğiniz filmlerin ardından bu sözün geçerliliğine hâlâ inanıyor musunuz?
Ben işimi ve hayatımı birbirinden ayırıyorum. Verdiğim ağaç örneği hayatla ilgiliydi. Ben Tahran’dan başka bir yerde hayatımı sürdüremem. İşle ilgili uygun olursa filmimi başka bir yerde çekerim ama tekrar yaşamak için döneceğim yer İran’dır.

İlk sinemaya başladığınız dönemde Akira Kurosawa’dan Chris Marker’a dönemin usta isimlerinin övgüleriyle karşılaştınız. Tevazunuzu korumak zor olmuştur.
Tevazu yalandır, ben de mütevazı biri değilim. Şöhret denilen kavram dışla ilgilidir, bize yararı olan bir şey değildir, bizi yok eder. Hiçbir zaman ben bir sandalyeye oturup, “Burası benim yerim, artık hareket etmem” demedim. Sürekli gençlerle veya ilgilendiğim hikâyelerle yeni bir tecrübe edinmek istedim. Uzun yıllardan sonra kısa film yapıyorum. Yapacağım da.

‘Kısa filmlere ilgi duyuyorum’

Gençken sinemaya başlarken cesaretli miydiniz?
Sinemacı veya yönetmen olma gibi bir arzum yoktu, ressam olmak istiyordum. 4 yıllık Güzel Sanatlar Fakültesi’ne gittim. Çerçeve ve tuval yanımdayken bir şey yapamadığımı hissettim. Bu yetersizlik ve zayıflık hissi 13 yıl sürdü. Resim ve sanatla ilgilenirken, bedenim, elim; zihnimden, tefekkürümden uzaktaydı, yetişmiyordu ona. Sürekli zihnim daha öndeydi. Reklam filmleri ve grafiğe başladıktan sonra el tecrübesi edindim ve sinemaya başladım. O dönem geçmiş olmasına rağmen resim yapma arzusu beliriyor. Şimdi fotoğraflar üzerinde resim yapmayı deniyorum mesela. Hâlâ gönlüm resim yapamamış olmamamı kabullenemiyor.

Bu kadar uzun ve başarılarla dolu bir kariyerde nasıl hikâyeler ilginizi çekmeyi sürdürüyor?
3 dakikalık kısa filmlere ilgi duyuyorum, bu tür çalışmalar yapıyorum. 1 yıla yakındır ‘24 Frames’ adlı bir proje üzerinde çalışıyorum. Bu çalışma içinde 24 tane 3 dakikalık film olacak ve hepsi ayrı bir hikâyeye sahip. Planlar birbirinden ayrılıyor ama toplu olarak 24 tanesi, bir bedeni ortaya çıkarıyor. Bu tarz çalışmayı seviyorum, çünkü kural haline gelen uzun hikâyelerden, günümüzün melodramlarından kurtarıp yeni bir forma kavuşturuyor. Tahran’daki evimde veya gittiğim yerlerde çekiyorum.

‘Kendimi asla tamamlamış görmem’

Sık sık uluslararası seminerler
ve ustalık sınıflarına katılıyorsunuz. Deneyimin genç kuşaklara aktarılmasına önem verdiğiniz sonucunu çıkarıyorum, yanılıyor muyum?
Ben aslında öğrencilerle çalıştığımızda kendimi yeniliyorum ve yeni bir bakışla bakıyorum. Bir vazife veya sorumluluk olarak görmüyorum, öğrencilere sinema öğretmeliyim gibi. Gençler bilmedikleri için daha cesurlar. Ben de o cesaretlerinden bir şeyler alıyorum. Maalesef insanın yaşı ilerledikçe cesareti kayboluyor ve daha bağımlı hale geliyor. O yüzden gençken içlerindeki ateşi ve cesareti görmek ve oradan bir şey almak lazım. Genelde biz workshop yaptığımızda kısa film de çekiyoruz. Workshop bittiğinde çekilen bütün filmlere puan veriyoruz. Genelde benim film, sekizinci veya dokuzuncu oluyor.

Hâlâ kendinizi bu şekilde yenileme ihtiyacı duyuyor musunuz?
Kendimi asla tamamlamış olarak görmem. Tam tersine gençlerin yerinde olmak istiyorum. Cesaret ve her şeyi yapabilme enerjisi çok değerli bir şey.

NİL KURAL – MİLLİYET

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *