2 insan 1 olay

09 September 2013 Monday, 20:50

İki insan bir olay… Birinci insan; devlet sanatçısı, bariton, hayatını klasik müziğe ve operaya adamış Mete Uğur’u kaybettik…
Mete’yi anlamak için onu iyi tanımak gerekirdi.
1950’li yıllarda, Kabataş’ta yatılı buluştuk. O Pendikliydi, kısa sürede kaynaştık. O kadar kuralcıydı ki, uydururduk.
Mete, yolun üstünde, ertesi gün ödenmesi gereken bir senet bulur… Ama adına bakmamış, gidip ödemiş.
Gülerdi:
“Hadi yahu, niye ödemişim!”
***
Sabahları yatakhaneden çıkan yok, kimse kalkmıyor, kalksa da zor kalkıyor.
Mete, bir gün müdür beye gitmiş, iş teklifini yapmış, sabahın köründe hoparlörden opera aryaları başlayınca, yataktan fırlayanlar Mete’yi yastıkla kovalamışlar.
Ankara’ya gitti, müzik eğitimi yaptı, Ankara, sanattan müzikten anlayan bir şehir, kısa sürede adı, müzik çevrelerinde anılmaya başlandı.
İşine, sanatına kurallara çok bağlıydı.
Bazı sanatçılar, gece kulüplerinde şarkı söylüyorlardı tabii operalardan parçalar, şarkılar.
Bunlara çok kızardı.
Zaten neye kızmazdı ki!
Takılırdık:
“Sen niye Beşiktaşlı olmadın? Çarşı, her şeye karşı, diyorlar… Sen de her şeye karşı olduğuna göre, Fenerbahçe Divan Kurulu’nda ne işin var?
***
Bir akşam yemekli ve müzikli bir yere gittik. Hoşlanmazdı ama hatırımızı da kırmazdı.
Program bir türlü başlamıyor, patron etrafımızda sancılı dolaşıyor, sonunda yanaştı, derdini anlattı.
Genç bir soprano ile bir tenor program yapacaklarmış, ikisi de Devlet Operası’ndan ekstraya gelmişler.
“Eeeeeeeeeeeee”
***
Mete Uğur’dan korkuyorlardı, “Siz söylerseniz, belki görmezliğe gelir!” diyorlardı.
Mete “Hay hay” dedi:
“Ben onları görmemek için dışarı biraz dolaşırım, program bitince gelirim!”
Öyle de yaptı!
Son döneminde bu kadar bağlı olduğu operaya küskündü, niye olduğunu bilmiyoruz, söylemezdi.
Erdal Dumanlı ile bir kazayı zor atlattık kurtulduk, hep söylerdik o da kızardı. Zaten hep terslikler onun başına gelirdi.
Allah rahmet eylesin!
Türk basını, vefatını duyuracak iki satır yer bulamadı.
***
Milliyet’in son otuz-kırk yılında Sinan Toros’u tanımayan yoktur. Yurtdışından gelirken ya da yurtdışına çıkarken karşılamadığı kimse yoktu.
Milliyet’in Yeşilköy Atatürk Havalimanı temsilcisiydi, yardım etmediği kimse yoktu.
Onu da kaybettik…
Allah rahmet eylesin..
İki insan, bunlar…
***
Olay da şu: “Niçin olimpiyatlarda kaybettik?”
Nedenleri sıralarken, aklımıza Napolyon geldi.
Savaşı kaybeden kumandan, sebebini anlatırken;
“Cephane bitti!” demiş.
Napolyon dışarıyı göstermiş:
“Kes, gerisine gerek yok!”
Herhalde olimpiyatı niçin kaybettiğimizi soranlara da Atilla Gökçe şöyle demiştir:
“Ben, Suriye, der demez, Mısır, der demez, savaş der demez, hele bir de ağzımdan Tayyip adı çıkar çıkmaz;
Kes, dediler, niçin, anlamadım!”

Bir önceki yazımız olan Olimpiyatları iyi ki vermemişler! başlıklı makalemizde gesi parkı, istanbul 2020 ve masraflar hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz