17 Haziran kitap eleştirisi – Pelin Özer

05 August 2013 Monday, 22:50

Varlığını doğaya borçlu bir roman 17 Haziran. Şiirin, özellikle de haikuların himayesinde yazılmış. Pelin Özer romanını kurgularken şiiri her zaman yedeğinde tuttuğunu söylüyor. 17 Haziran’ın üslûbu en az anlatılan hikâye kadar önemli, tıpkı haikuda olduğu gibi, ne söylendiği ve nasıl söylendiği bir denklik ilişkisi içinde.

Bir arada durmaktan, ortak hayat kurma zorunluluğundan azade olunca, insan insana başka türlü yaklaşıyor. 17 Haziran’ın kahramanı kadını tam bu zorunluluklardan sıyrılırken yakalıyoruz. Ağır bir hastalığın nekahet dönemini atlatıyor. Karşısına çıkan iki adam, Demir ve Duman, özgürlüğünü sınadığı iki varlık. Hem şehirde, hem ilişkiye girdiği insanda doğayı arıyor.

17 Haziran betonu delip toprağı buluyor. Demir ve Duman’ı tanıdıktan sonra, kahramanın Tepe’ye doğru çıktığı yolculuk hikâyenin toprak kısmı: “17 Haziran’da, gündoğumundan az önce Tepe’de olmaya karar vermiştim. Her şeye en baştan başlayacaktım. İnsanlığın ilk gününü yaşayacaktım. Yıkandıktan sonra dikişsiz ham gömleği çıplak tenime giyip yalınayak yola koyulacaktım. Yürüyerek gidecektim, yanıma hiçbir şey almadan… İlk güne doğru, her adımda azalarak çoğalacağımın hayaliyle…”

Pelin Özer başlangıçta maksadının içinde hiç aşk sözcüğü geçmeyen bir aşk romanı yazmak olduğunu söylüyor. Aşktan anladığı sadece cismanî aşk değil, aşkın olma hâli. Bunu mümkün kılmak için romanı yazmaya başlarken cinsiyetsizlikten yola çıkmış. Bir söyleşisinde bu durumu şöyle tarif ediyor: “Cinsiyetlerin bile belli olmadığı, evrimleşme sürecince bir yere tekabül eden, daha önce tasvir edilmemiş o ilk şeye ulaşmak istemiştim. Daha cinsiyetim oluşmamış, anne karnında üç aylıkmışım gibi. Ceninin oluşumu da evrim sürecini takip ediyor. Embriyonun basbayağı kuyruğu var, sonra içine kaçıyor, kuyruk sokumuna. Yüzgeçleri var, bir zamanlar balıktı, sürüngendi, sonra sonra insanlaşıyoruz.” Pelin Özer hem şiir kitabı Cam Kulübeler’le hem de 17 Haziran’la şehir ve kır arasındaki sınırı zorluyor, hattâ bu sınırı yok sayıyor.

 

Bir önceki yazımız olan Zafiyet Kuramı ne anlatıyor? - Ersan Üldes başlıklı makalemizde Ersan Üldes, Ersan Üldes kitapları ve Milan Kundera hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz