13 yıl sonra Boston

17 August 2013 Saturday, 00:01

Üniversite yıllarımın geçtiği Boston’dayım. Bir son dakika planıyla 13 yıl sonra Boston’a neden gelinir? Peki ama 24 saatte mutlaka neler yapılır?

Tam 13 yıl sonra ilk kez Boston’dayım. Üniversite yıllarımın geçtiği şehirde… Boston bir üniversite şehri zaten. ABD’nin Avrupa’ya, özellikle de Londra’ya en çok benzeyen yeri.
Üç yıl yaşadığım şehri bu kadar uzun bir aradan sonra görmek tuhaf bir his veriyor. Özellikle de Boston Maratonu’nda yaşanan talihsiz olaydan sonra. Dünyanın her yerinde ne yazık ki böyle olaylar yaşanıyor. Çoğunu duyup geçiyoruz. Ama söz konusu Boston olunca farklı, çünkü böyle şeylerin hiç yaşanmadığı çok sakin bir şehir. İşte bu yüzden böyle bir olayın unutulması hiç kolay değil, hâlâ çiçeklerle anma törenleri yapılıyor.
13 yılda çok şey değişmiş. Boston, bir yandan çok tanıdık, bir yandan çok yeni. Hem ev gibi, hem yabancı. Orada yaşadığım süre boyunca yaşanan önemli olaylar da bir bir gözlerimin önünden geçiyor. Üniversiteye başladığım ilk yıl Prenses Diana’nın ölüm haberini duyduğum günü son derece net hatırlıyorum mesela. Hiç ilgisi olmasa da, “Friends”in ve “Seinfeld”in son bölümlerinin yayınlandığı gün, şehirde bütün sokakların boşaldığını da.
Boston’da şımarıklığın doruklarında hayatlar da vardı, yatakhanede Ürdün prenseslerinden biriyle yan yana çamaşır yıkadığınız da oluyordu. Boston benim için bir çok ilkin de şehriydi. İlk tek başıma evim Boston’da oldu, ilk ehliyetimi Boston’da aldım, ABD kanunlarına göre önemli bir yaş olan 21’e Boston’da girdim.
Şimdi bir son dakika planıyla 13 yıl sonra bana kendi ayaklarımın üstünde durmayı öğreten şehirdeyim. Önce okulumu, Emerson’ı geziyorum. Bu kadar büyüdüğünü görmek beni şaşırtıyor. İletişim ve güzel sanatlara demek ki hâlâ ilgi çok.

Boston’un Abdi İpekçi Caddesi: Newbury
Sonra Boston Common’da yürüyüş yapıyorum, Public Garden’a geçip oradan Newbury Street’e çıkıyorum. Newbury, Boston’un Abdi İpekçi Caddesi. Eskiden caddenin en popüler mekanı dev Armani mağazasının altındaki Armani Caffe’ydi. Şimdi Armani’nin yerinde Zara var. Newbury de değişime ayak uydurmuş. H&M’den All Saints’e Avrupa markaları caddeyi çoktan istila etmiş.
Stephanie’s adlı kafe ise yine her zamanki gibi kalabalık. Newbury’den Boylston Street’e çıkıyorum. John Hancock Observatory’nin camına diğer binaların görüntüleri yansıyor. Bir fotoğraf çekiyorum. Sonra sırada Copley ve Prudential alışveriş merkezleri var. Prudential’ın tepesinde Top of the Hub diye 360 derece manzaralı bir restoran var. Ama aklım daha sonra açılan ve çok merak ettiğim Liberty otelde.

Hapishaneden otele dönüştü:Liberty
Liberty, bizim Four Seasons Sultanahmet gibi, bir hapishaneden otele dönüştürülmüş. Bizdekinin aksine hapishane detayları korunmuş, demir parmaklıklardan Alibi adlı bara kadar birçok etkiyi otelde görmek mümkün. Burada bir yemek molası verdikten sonra Charles nehri kenarında kısa bir yürüyüşle Cambridge’e geçiş ve sonra da sırada Massachusetts Bağımsız Film Festivali var.
Festivalde bir Türk filmi de yarışıyor, “Kayıp”. Yönetmen Mete Sözer, başrolde ise Özge Özpirinççi var. Tuhaf ama Emerson’dan sınıf arkadaşım Emre’nin kızkardeşi Özge.
13 yıl önce, “Bir gün Boston’un en önemli sinemasında böyle bir film izleyeceksin” deseler hayatta inanmazdım.

Çağdaş Ertuna

Bir önceki yazımız olan Portekizli Türkler başlıklı makalemizde aslı perker, facebook ve facebook'taki kadın harekatı hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz