Şili’de darbenin 40. yılı

Şili’de General Augusto Pinochet’nin düzenlediği darbenin üzerinden 40 yıl geçmiş olsa da, 17 yıllık diktatörlüğün anıları halkın hafızasında hâlâ taze. 11 Eylül 1973’te Pinochet, ulusal saraya bombalar yağdırarak sosyalist lider Salvador Allende‘nin yönetimine son verdi. Allende teslim olmayı reddederek kendini vururken Şili’yi işkence, baskı ve korkunun hüküm süreceği 17 yıl bekliyordu. Siyasi kimlikleri yüzünden 40 bin kişi öldürüldü, işkenceye uğradı ya da hapse atıldı. Hayatını kaybeden 3 bin kişi arasında cesetlerine hâlâ ulaşılamayan bin kişi var.
Şili’nin dünyaca ünlü yazarı ve Allende’nin yeğeni Isabel Allende, darbeden 12 gün sonra hayatını kaybeden şair Pablo Neruda’nın cenazesinin düzenlendiği günü “O gün sadece şairi değil, Allende’yi, yüzlerce kurbanı, demokrasiyi ve özgürlüğü gömdük” diyerek anlatıyor.
Sivil destek vardı
Pinochet, 1998’de Londra’da işkence ve soykırım suçlarından tutuklandığında dünya tarihinin dönüm noktalarından biri yaşandı. Şilili General 2000 yılında Şili’ye döndükten sonra hakkındaki suçlamalar yüzünden yargılansa da 2006’da ölüm adaletten önce davrandı ve darbe kurbanlarının yaraları sarılmadan hayatını kaybetti. Şili Üniversitesi’nde Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde profesör olarak çalışan ve “Pinochet Rejimi” kitabının yazarı Carlos Huneeus Madge ile darbenin bugünün Şilisi üzerine olan etkilerini konuştuk. Madge, “Darbe toplumu ikiye böldü, askeri yönetimin uyguladığı şiddet ve baskı kapanmayan yaralar açtı. Sadece baskının şiddetinden değil, sivillerin bunu haklı göstermesi yüzünden de… Pinochet’nin rejimi otoriterdi, ancak sadece askeri değildi, siviller de destek verdi” diyor.
Madge, askeri rejimin hedefinde sadece muhaliflerin olmadığını, işlenen siyasi suikastleri de vurguladı. Eski ordu komutanı, içişleri bakanı ve Allende hükümetinin başkan yardımcısı Carlos Prats 1974’de Arjantin’de, ABD’nin eski büyükelçisi Orlando Letelier ise 1976 yılında ABD’de öldürüldü. Şilili profesör, rejimin acılarıyla yüzleşmek için 1990’da kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun iyi bir aracı olduğunu belirtti. Öldürülen kişilerin aileleri ve kamu hizmetinden atılanlar mali tazminat elde edebildi.
Sosyalizm hayatta
Darbe korkusunun Şili’ye hala hakim olup olmadığı sorumuza ise Madge, “Şili kendi sorunları olan bir demokrasi. Tehlike ordunun geri gelmesinde değil; zayıf siyasi partiler ve organizasyonlarla orta kalitede bir demokrasi olması” açıklamasında bulunuyor. Pinochet ve destekçileri her ne kadar darbeyi ülkeye Marksizm’in gelmesini engellediğini belirterek savunsa da, bugünün Şilili gençlerinde sosyalizm güçlü bir ideoloji. Bedava eğitim, daha iyi sağlık hizmeti ve emekli maaşları için sokaklara dökülen öğrenciler ve vatandaşlar Allende’nin fikirlerini benimsedi. Allende’nin intiharına sebep olan kurşunla öldüğü düşünülen sosyalizm ideali, bugünün Şilisinde tekrar yeşermiş durumda.

Bir önceki yazımız olan Kediler de biber gazının tadına baktı! başlıklı makalemizde ahmet atakan, Ak Parti ve biber gazı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *