Üreten değil tüketen insan yetiştiriyoruz!

Türk eğitim sisteminin en büyük handikabı ne diye sorsanız, yüz tane gerekçe sayılabilir ama onların en başında üreten, sorun çözen insan yetiştiremiyor olmamız gelir…
Peki bu konuda tek kabahatli Milli Eğitim Bakanlığı mı?
Kesinlikle hayır.
Ortada ciddi bir kabahat var ve bu konuda hepimiz sorumluyuz.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdemir, bu konuda çok çarpıcı tespitlerde bulunmuş. Bu tespitlerin hepsini değil ama konuyla ilgili olan bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum:
* Türkiye’yi tüccarlar idare ediyor.
* ASO’nun 5 bin, ATO’nun 150 bin üyesi var.
* Siyasetçi kimi memnun ederse daha çok oy alırım hesabını yapıyor.
* Sanayicilerin hepsi gayrimenkulcü oldu.
* Bütün sermayeyi toprağa gömüyoruz. Bu sürdürülebilir bir şey değil
* Bankalar, sanayici yatırım için kredi talep etse, 40 dereden su getiriyor. Rezidans yapacağım ya da araba alacağım deyince tıkır tıkır veriyor.
Bu görüşlere elbette karşı çıkanlar, eleştirenler, daha da öteye gidip, sanayicileri beceriksizlikle suçlayanlar olacaktır. Ama ortada bir gerçek var ki, üretmeden sürdürülebilir bir kalkınma mümkün değil…

Bilim ve teknoloji!
Dünya birinci ligindeki ülkelere ya da şirketlere bakıldığında hemen hepsinin bilimi, teknolojiyi ve üretimi esas alan ülkeler ya da şirketler olduğunu görürsünüz.
Yine aynı ülkelerin ya da şirketlerin eğitim sistemlerini ve stratejilerini incelerseniz, üretime dayalı kalıcı modellerle karşılaşırsınız…
Benzeri öngörüler bizde de yok mu? Elbette var.
Tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizim de Başbakan’ın başkanlığında toplanan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu BTYK’mız var.
Öncelikli sektörleri belirleyip, önemli kararlar alıyorlar. Ama genelde hepsi havada kalıyor. Çünkü, alınan bu kararları, dikkate alması gereken kişi ve kurumların neredeyse hiçbirisi, üzerine düşeni yapmıyor. Yoksa ATO Başkanı Özdemir, yukarıdaki uyarıları yapmak zorunda kalmazdı…

Öncelikli alanlar
BTYK’nın belirlediği öncelikli alanlara baktığımızda karşımıza inşaat sektörü değil farklı sektörler çıkıyor. İşte konu başlıkları:
* Enerji
* Su
* Gıda
* Savunma
* Uzay
* Makine imalat
* Otomobil
* Bilgi ve iletişim teknolojileri
* Sağlık
Her birinin de alt alanları var ve uzun uzun anlatılıyor. Örneğin Enerji’nin alt alanlarına bir göz atalım:
Güç ve Depolama Teknolojileri: Enerji Depolama, Elektrik Güç Dönüşümü, Elektrik İletimi ve Dağıtımı
Yenilenebilir Enerji Kaynakları: Güneş Enerjisi, Biyoenerji, Rüzgar Enerjisi, Jeotermal Enerji, Hidroelektrik
Nükleer Enerji
Ulaştırmada Enerji Verimliliği
Hidrojen ve Yakıt Pilleri
Fosil Yakıtlar: Kömür, Petrol ve Gaz
Sanayide Enerji Verimliliği
Konut ve Ticari Binalarda Enerji Verimliliği

Bilgi ve iletişim
Peki günümüze damgasını vuran ve çağa adını veren bilgi, iletişim ve bilişimle ilgili öngörüler neler? İşte onun satır başları:
Bilgi Güvenliği: Siber güvenlik ve Kriptoloji dahil, Geniş Bant Teknolojileri: Kablolu/ Kablosuz İletişim Teknolojileri, IP Teknolojileri dahil, Micro/Nano/Opto-Elektronik Teknolojileri ve Yarı İletken Teknolojileri: MEMS, NEMS, MOEMS, Bulut Bilişim: Sanallaştırma dahil,Gömülü Sistemler: Makineden makineye dahil, Açık Kaynak Yazılımlar, Mobil İletişim Teknolojileri, Veri Madenciliği ve Veri Depolama, E-Öğrenme Teknolojileri, Mobil Uygulamalar, Robotik ve Mekatronik Sistemler, Yazılım Test Teknolojileri, Paralel Hesaplama Programlama, Modelleme ve Simülasyon Teknolojileri, Görüntü ve Video İşleme, Güç Elektroniği, Animasyon ve Oyun Teknolojileri, Fotonik, Entegre Devreler, Veritabanı Sistemleri, Örüntü Tanıma ve Analizi, Bağımsız Karar Verme Sistemleri, Ekran Teknolojileri, Uydu Haberleşme Teknolojileri, Semantik Web Teknolojileri, Sinyal İşleme, İnsan-Bilgisayar Etkileşimi, Yapay Zeka, E-Devlet, Telekom Araç, Gereç ve Hizmetleri, Kuantum Hesaplama, E-Ticaret, Veri Altyapıları, Çoklu ortam Teknolojileri, Konuşma Analizi ve İşleme, İşletim Sistemleri ve Uygulamaları, Bilgisayar Grafiği, E-Altyapılar,Makine Öğrenimi, Bilgisayarlı Görüş, Yüksek Başarımlı Hesaplama, Web 2.0 Teknolojileri, Dijital Kütüphane…
Özetin özeti: Yapacak çok iş var. Özellikle de alınan kararlar çerçevesinde. Yok eğer, biz o kararları laf olsun diye aldık deniliyorsa, ona da söyleyecek söz bulmak zor!

Bir önceki yazımız olan Birkaç yıldır Bodrum’a gidemiyoruz başlıklı makalemizde Akyarlar, bodrum ve Erdal Dumanlı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *