Özcan Deniz’den samimi açıklamalar

Bodrum Türk Fimleri Haftası’nda sohbet etme şansı bulduğumuz Deniz’le, 15 Kasım’da gösterime girecek “Su ve Ateş”ten yola çıkarak keyifli bir sohbet yaptık

“Su ve Ateş” Türkiye-Londra hattında geçen bir film. Çekimlerde zorluk çektiniz mi?
Londra zor ve kalabalık bir şehir. Her şeyin kendine göre bir işleyişi var. Çekim yaptığınız zaman her alanda ayrı bir bürokrasiyle boğuşuyorsunuz. Bunlarla igili çok zorlandık. Ama bir şekilde film çekiyoruz. Zorlukları seyirci hissetmez. Sadece izlediklerini görür. O yüzden zor ama güzel bir film çalışması oldu.

Sadece İstanbul ve Londra arasında mı çekildi?
Londra’da üç hafta sürdü. Ama üç yerde çekim yaptık. Mudanya Tireli, İstanbul ve Londra’da çektik.

Senaryoya tamamen sadık kaldınız mı yoksa değişen sahneler oldu mu?

Senaryo çekimlerde değişir. Hatta montajda da ikinci bir kez değişir. Film montajdan çıktığı ana kadar defalarca yazılır.

Filmlerinizle ilgili bugüne kadar ne gibi eleştiriler aldınız?

Olumlu, olumsuz yüzlerce eleştiri aldım. Ama hafızama kazınmış, unutamadığım bir eleştiri hiç olmadı. Almışsam da hatırlamıyorum ama ne çekmişseniz çekin hatta dünyanın en kusursuz filmini de çekseniz biri çıkıp bir kusur bulacaktır. Bunu engelleyemezsiniz.

Su ve Ateş Filmi

Su ve Ateş filmi 15 Kasım’da vizyona giriyor. Başrollerde Özcan Deniz ve Yasemin Allen var.

“Pasif karakter sevmiyorum”

Karakterleri oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?
Pasif karakter sevmiyorum. Her karakterin kendi içinde bir gücü olmalı. Başrole yerleştirdiğim ana karakterlerin de o güce sahip olmalarına ve seyirci üzerinde o etkiyi bırakmalarına özellikle dikkat ediyorum. Çünkü ben öyle filmleri seviyorum. Silik, pasif ve edilgen özellikli hiçbir şeye bir tepki gösteremeyen karakterleri sevmiyorum. Bu filmdeki karakterler güçlü ve heyecanlı.

“Su ve Ateş” nasıl ortaya çıktı? Nelerden beslendiniz?
Kendi yaşadıklarımdan, okuduklarımdan, izlediklerimden ve çevremdekilerden birçok şeyden beslendim. Zaten bazı şeyler birikir birikir ve total bir duygu oluşturur. Kağıda dökülür, belirli bir duygu oluşturur. Şu filmden ya da şu kitaptan etkilendim demem zor. Ama Barışcan Hayat adlı bir arkadaşımızın “Bilmezdin” diye bir şiiri var. Filmin içinde onu şarkı olarak kullandım. Bana bir tek o şiir ilham vermiştir.

Senaryo yazarken özellikle değinmekten kaçındığınız bir konu var mı?

Bu filmi nasıl tasarladığınızla ilgili bir şey. Ana akıma hizmet eden bir film yapıyorsanız marjinal uçlardan kaçınıyorsunuz. Mesela filmin içinde çok sert çektiğim bir sahne var. Bu kadar edebi bir gerçekliği yansıtmamın seyirciyi rahatsız edebileceğini düşündüm ve sahneyi kırparak, keserek yumuşattım. Gönlüm isterdi ki o haliyle yansıtmak ama o sahnenin etkisi seyirci üzerinde çok tramvatik olabilirdi. Bazen böyle ayarlar yapmak zorunda kalıyoruz.

Bahsettiğiniz sahnenin filmin önüne geçecek bir sahne olduğunu söyleyebilir miyiz?
Eğer yumuşatmasaydık filmin önüne geçen bir sahne olacaktı. Ama yine seyircinin bileceği bir iş, yumuşatmak bile belki yeterli olmamıştır.

Gişe beklentiniz nedir?

Seyirci filmi sevecektir. Ama kaç kişi izler, sever, finalde benim elime ne kadar geçer, seyirci beni zirveye mi oturtur, yerin dibine mi sokar; hiçbirini bilemem.

“YEŞİLÇAM’DAN BESLENİYORUM”

İdol olarak kabul ettiğiniz isimler var mı?

Bu anlamda insanlara birçok şey vermiş, kendi kariyerini ölümsüzleştirmiş herkes idolüm.

Sinema dilinizi nasıl tanımlarsınız?

Yeşilçam’ın eski dokusundan çok besleniyorum. Ama kendi dilimi ve kendi tarzımı oluşturmak gibi bir çabam da var. Bir film izlendiğinde müziğiyle diyaloglarıyla açılarıyla, ritmiyle bir Özcan Deniz filmini önüne arkasına adımı yazmadan hissettirmek istiyorum. Bu bir-iki filmle olacak bir şey değil, zamanla 9-10 film sonra oluşacak bir iş. Ama öyle bir düşüncem var. İşin açıkcası çektikce, oluşturdukça da kendimi daha iyi tanıyorum.
Bu fimlerin hepsi benim için daha deneme ve arayış. Ama “Su ve Ateş” benim için birikimlerimi en iyi ortaya koyduğum film. Hatta ilk filmim diyebilirim. Çünkü öyle olmasa bir öncekinin altında kalmış anlamına gelir. O hissiyatı sevmiyorum. İzlediğimde, filmi perdede gördüğümde yaptığım en iyi film diyebiliyorum.

“ADIM BiRÇOK ŞEYi ÇAĞRIŞTIRSIN”

Sinemayla ilgili başka planlarınız var mı?
Değişik planlarım var. Ama şu sıralar kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Birkaç yaptıklarımın dışında kendi ezberimi de bozma fırsatı verecek projelerim var. Ama kafamdakileri yapabilmem için kendimi ikna etmem lazım. Yavaş yavaş ikna olmaya da başladım.

İsminizin yanına şarkıcı, aktör, yönetmen ve senarist kimliklerini eklediniz. Bunların yanına ekleyeceğiniz başka bir kimlik var mı?
Adımın arkasına bir şey yazmak zorunda hissetmeyeceğim günün gelmesini bekliyorum. Adım birçok şeyi çağrıştırsın ki, bir şey yazdırmak gerekmesin. Bu gün Lütfü Akad dendiğinde ya da Barış Manço dendiğinde isimlerinin arkasında bir unvan eklemek zorunda kalmıyoruz. Çünkü onları total birçok şeyle biliyor ve tanıyoruz. O isim bize zaten hepsini çağrıştırıyor. Benim için de öyle bir gün gelsin istiyorum. Onu oluşturmaya çalışıyorum.

SU VE ATEŞ
Yönetmen: Özcan Deniz
Oyuncular: Özcan Deniz, Yasemin Allen, Pelin Akil, Burçin Birben, Doğa Bekleriz
Konu: Kaderinden kaçarken aşka tutulan bir adamın hikâyesinin anlatıldığı filmde, tutkulu bir aşkın alt üst ettiği hayatlar ve bu hayatların nasıl dağıldığı konu ediliyor. Filmde, 8 yıl süresince İngiltere-Türkiye hattında gelişen bir aşkın hikâyesiyle birlikte, Türkiye’nin feodal yapısı da işleniyor.

Bir önceki yazımız olan Ezgi Mola kaç kilo verdi? başlıklı makalemizde ezgi mola, Ezgi Mola frikik ve Ezgi Mola kaç beden hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *